Home
slide3_piccolo-teatro-strehler
Şimdi size bir hikaye anlatacağım. İçinden kadınlar geçen, opera geçen, sinema geçen, çapkınlık geçen, erkekler ve tesadüfler geçen bir hikaye olacak bu.

Tarih 8 Temmuz 2004. İstanbul. Daha net olmak gerekirse AKM, Büyük Salon. Hayal perdesi gibi incecik bir perdenin ardındaki sahne tatlı bir müzik eşliğinde usulca aydınlanıyor. Perdenin arkasında kıpırdamadan duran gizemli gölgeler hareketleniyor. Mozart’ın 200 küsur yıllık operası Cosi Fan Tutte’nin Strehler yorumu, sinemaya kocaman bir selam göndererek başladı.

Tesadüf mü?

Haydi, aynı filmlerde olduğu gibi zaman ve mekan değiştirelim.

Tarih,1930’lar… İtalya. Daha net olmak gerekirse Milano. Yaz ayları. Milano sokakları güneşin altında kavruluyor. Giorgio, genç bir sinema fanatiği. Adeti olduğu üzre sinemaya gidiyor. Giorgio’nun tiyatro ile arası pek hoş değil. Tiyatroyu sinemaya göre sahte ve heyecan vermekten uzak buluyor. Ona sorarsanız beyaz perdede izlediği Altına Hücum’un içtenliği nerede, sahne üzerindeki inandırıcılıktan uzak yapmacıklıklar nerede? Hava sıcak. Sinema uzak. Yol üstünde Odeon Tiyatrosu var. Kapısında “Klimalı” yazıyor. Tiyatro sahte ama klimalı serinlik gerçek. Giorgio, rastgele bir bilet alıp tiyatro koltuğuna oturuyor. Oturduğu yerde büyüleniyor. O gün o sahne üzerinde oynanan oyun, Giorgio’nun tiyatro konusundaki önyargılarını yıkıp geçiyor. Ertesi gün Giorgio yine tiyatroda. Daha ertesi gün ve daha ertesi gün de… Oyunu tekrar tekrar izlemek için para yetiştiremeyen Giorgio kendine orada bir iş ayarlıyor. Bu azimli genç seyirci; adıyla sanıyla Giorgio Strehler, Avrupa’nın en önemli tiyatro adamı olacak. Daha kimse bilmiyor. Daha kendi de bilmiyor.

Cosi Fan Tutte’ye dönelim mi?

Sahne iyice aydınlandı. Napoli’de bir kahvedeyiz. İki kız kardeşle aşk yaşayan iki genç asker hayatlarından  pek memnunlar. Herşey aşkları gibi berrak onlar için hayatta. Ta ki tesadüfen orada kahvesini yudumlamakta olan Don Alfonso lafa karışana kadar. Neler demiyor ki bu yaşlı kurt? “Kadınların bağlılığına inanmak gülünç.” Genç askerler savunmaya geçiyor, sevgililerinin sadakati sorgulanamaz. Elleri kılıçlarında. Şu ihtiyara haddini bildirecekler. Don Alfonso halâ diyor ki “Kadınların sadakati anka kuşuna benzer. Herkes var olduğunu söyler ama kimse nerede olduğunu bilemez. Kimse bilemez. Kimse bilemez…” Bakın şunun söylediklerine. Bu ne cüret. Kim söyletiyor bunları Don Alfonso’ya?

1700’lü yılların sonunda Viyana’dayız şimdi… Da Ponte, bir saray şairi. Hayatının her dönemi fırtınalı olan bu adam bir Musevi olarak doğmuş, üvey annesi aracılığıyla Hıristiyan olmuş. Sıkı bir din eğitiminden geçirilip, İtalyanca ve Latince profesörü olarak hayatını kazanmaya başlamış. Ancak “düzen karşıtı” hareketleri ve skandal yaratan aşk ilişkileri yüzünden İtalya’dan kaçmak zorunda kalmış. Şimdi Viyana’da… operalara libretto yazıyor. Şu anka kuşu var ya hani… Kimsenin nerede olduğunu bilemediği… Asıl Da Ponte’nin kendisi bir zümrüdü anka kuşu, her seferinde küllerinden tekrar doğan. Çünkü Viyana’ya gelene kadar hiç değilse üç defa hayata sil baştan başladı bile. Bundan sonra da ateşli aşklar yaşayacak, kumar oynayacak, kazanacak, kaybedecek ve bakın şu kaderin oyununa ki kırdığı cevizler yüzünden Viyana’dan hatta Avrupa kıtasından ayrılmak zorunda kalacak… Yeni dünya Amerika’da bambaşka bir hayata atılacak. Ama henüz değil. Şimdi Lorenzo Da Ponte, Viyana’da 40’lı yaşlarının keyfini sürüyor Dönemin bütün büyük bestecileri Martini, Salieri ve Mozart  kapısında sıra olmuşlar, operalarına söz yazsın istiyorlar. Da Ponte de yazıyor. Mozart’ın Cosi Fan Tutte’sini yazan da o.

1790, Viyana… Avrupa karmakarışık. Sadece bir yıl önce Fransız Devrimi olmuş. Kant, Yargı Gücünün Kritiği’ni yeni yazmış. Mozart 34 yaşında, karısı hasta, kendisi para sıkıntısı içinde ve Cosi Fan Tutte’yi bitirmeye uğraşıyor. Opera iddialı bir isim taşıyor: Bütün Kadınlar Böyle Yapar. Yani mümkünse aldatır, Da Ponte’ye göre! Bu opera, Figaro’nun Düğünü ve Don Giovanni’den sonra Da Ponte ile Mozart’ın birlikte çalıştıkları üçüncü opera. Hayata müziğin dahi çocuğu olarak başlayan, bugün mezarının yeri bile kayıp olan Mozart, kısacık ömrünün son yılını yaşadığını ve son operasını yazdığını bilmiyor. Da Ponte’ye gelince… Cosi Fan Tutte’nin sahnelenişinin hemen ardından Viyana’dan ayrılmak zorunda kalacak. 89 yıllık upuzun hayatının son 33 yılını Amerika’da geçirecek olan bu adam, bu saray şairi eskisi operadan bihaber yeni dünyada manav, bakkal, kitapçı giderek İtalyanca hocası olarak küllerinden birkaç kez daha tekrar doğacak. Çok sonra New York Operası’nın kuruluşuna destek olacak ve Mozart için yazdığı Don Giovanni’nin burada sahnelendiğine dünya gözü ile şahit olacak. Ölmeden önce bir şair olarak yeniden kabul ve saygı görse de onun da mezarının yeri Mozart gibi kayıplara karışacak.

Ama biz komik opera Cosi Fan Tutte’ye dönelim…

Görmüş geçirmiş, kurt Don Alfonso’nun ağzından dökülen kelimeler ile yani maceraperest Da Ponte’nin kelimeleri ile  sahne üzerinde bir iddiaya tutuşuluyor. Genç askerler  yaşlı kurda kanıtlayacaklar, aşık oldukları kadınların sadakatini. Ya da kanıtlayabilecekler mi acaba? Cosi Fan Tutte bu iddialaşmayı hikaye ediyor. İki asker önce birliklerine geri dönmek zorunda olduklarını söyleyerek sevgililerine veda ediyorlar. Ama sonra iki Doğulu Prens kılığında dönüp birbirlerinin sevgililerine kur yapıyorlar. Operanın sonuna doğru çiftler ilk başta yaptıkları seçimlerden vazgeçecekler belki ama yine de mutlu sona ulaşacaklar.

Şimdi 1997 yılında Milano’dayız. Sinema düşkünü genç Giorgio Strehler artık 76 yaşında ve kendi kurduğu Piccolo Tiyatro’sunun başında. Halâ provalara gitmesinin arkasında yatan neden büyük hayranlık duyduğu Mozart’ın son opera eserini kendi hayal ettiği biçimde sahneye taşıyabilmek. Tiyatro yöneticiliği kavramını hayata geçiren Maestro, tiyatronun gerçeklik ve inandırıcılık sorununu gerçeğe benzemeye çalışmaktan uzak durarak çözmüş. Onun yorumunda, sahne üzerinde görünen şeyler; ister dekor ister kostüm ister oyuncu olsun, yalın ve stilize. Strehler kendisine tiyatro anlayışını soranlara kısaca “insani” yanıtını veriyor.

Bir müzik dahisi ile bir kelime sihirbazı anka kuşunun 200 küsur yıllık eseri 21. yüzyıla,  onun tezgahından geçerek taşınıyor.

Tarih 8 Temmuz 2004. İstanbul. Daha net olmak gerekirse AKM, Büyük Salon. İstanbul’da 32. Uluslararası Müzik Festivali’nin kapanış eseri olarak sahnelen Cosi Fan Tutte, işte bu Cosi Fan Tutte.

Sahi, hep kadınlar mı böyle yapar?

Meraklısına Notlar…

  • Strehler’in kurduğu Piccolo Teatro halâ Milano’da, hayatta…
  • Da Ponte’nin maceralı hayatını merak ettiyseniz Anılar’ını bulup okuyabilirsiniz ya da Aydın Büke’nin İki Dahi Üç Opera kitabını edinin, derim.
  • Mozart için dünya kadar biyografi yazıldı ama Nadir Nadi’nin yazdığı Dostum Mozart’ı bulabilirseniz sadece bir müzik dahisinin hayatını değil, bıraktığı eserler üzerinden kendisiyle “dostluk” kuran bir Türk gazetecinin anılarını da  okumuş olursunuz.
  • Siz de Strehler gibi bir sinema düşkünüyseniz Milos Forman’ın Amadeus’unu hararetle öneririm.

Cosi Fan Tutte

Beste Wolfgang Amadeus Mozart

Libretto Lorenzo Da Ponte

Bir Giorgio Strehler yapımı

Piccolo Teatro Milano

Yönetmen Carlo Battistoni

Şef Arnold Bosman

Fondazione Petruzelli di Bari Orkestra ve Korosu

Fiordiligi Maria Rey-Jolie soprano

Dorabella Terese Cullen soprano
Guglielmo Nicolas Rivenq bariton
Ferrando Mark Milhofer tenor
Despina Janet Perry soprano
Don Alfonso Alexander Malta bas

Basatap Dergisi, 2004

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s