Home

İki gönül bir olunca samanlık seyran olur, derler. 12 milyonluk Tokyo’da bir çiftin başını sokacağı samanlık bulması pek kolay değil. Love Hotel denilen oluşum bu ihtiyaçtan doğmuş. Bir fantezi kur, temalı odanı seç, Love Hotel emrinde.

Japonya’da ilk günlerim. Gördüğüm her şey beni şaşrtıyor. Her adımda duraklayıp arkadaşlarımdan açıklama istiyorum. Bazen duyduklarım bende hayranlık uyandırıyor bezen de kızgınlık. Saat sekizde restoranda rezervasyonumuz var. Sekize on kala, yarım düzine insan restoranın kapısındayız. Dışarısı zehir gibi soğuk. Kapıda karşılanıyoruz. Görevli bize kibar ama net bir şekilde erken geldiğimizi, 8’e kadar dışarıda beklememizi söylüyor. Durum bana tercüme edilirken sıcak restorandan tekrar soğuk sokağa çıkıyoruz. Ben bir yanlışlık olduğuna eminim. Japonca konuşabilsem ya da görevli adam İngilizce konuşabilse bu yanlışlığı düzeltebilirmişim gibi geliyor. Çünkü masamızın bomboş bizi beklediğini görebiliyorum. Ama arkadaşım ‘Yanlışlık yok’ diyor. Tokyo’da bu normalmiş. Erken gelerek, biz hata etmişiz. Galyalılar’ın Romalılar için söylenmesi gibi ben de ‘Bu Japonlar kafayı yemiş’ diye söyleniyorum. Kapının önünde tir tir titreyerek dikilmek yerine azıcık dolaşalım deyip yürüyüşe çıkıyoruz. Meğer o bölge ‘Love Hotel’lerin sıkça bulunduğu bir yermiş. Tabi hemen açıklama istiyorum. Love Hoteller Japonya’daki hayat şartlarının yarattığı zorunluluktan doğmuş bir otel çeşidi. Benzerinin dünyanın başka bir yerinde olduğunu duymadım.

Nereden başlasam bilemiyorum. Galiba önce büyük resmi anlatmakta fayda var. Tokyo çok pahallı, çok kalabalık ve çok büyük bir şehir. Eğitim sistemi gençleri adeta eziyor. İş hayatı ise unufak ediyor. 20-30 yaş arasındaki gençliğin çoğu hem babaları gibi ‘salary man’ yani bordro mahkumu olmamak için hem de Japon ekonomisi son 10 yılda biraz gerilediği için part-time işleri tercih ediyor. Elbette gelirleri de buna göre düşük oluyor. Bu gençler evlenene kadar aileleriyle oturmaya devam ediyorlar. Hatta onlara kira ödüyorlar. Bir kısmı evlendikleri zaman da ayrı bir eve çıkamıyor. İç içe yaşıyorlar. Evler zaten küçücük. Duvarlar incecik. Özel hayatın özelliğini korumak hiç kolay değil. Orta yaşlı pek çok çift için ise evlilik sadece zorunlu bir sosyal formalite. İsteyen kendi hayatını yaşıyor. Geleneklerine bağlılığı ile tanınan bu teknoloji toplumunda, dışarıdan her şeyin kitabına uygun görünmesi çok önemli. Fakat insan türü bu derece boyun eğici değil. Çapkınlıklar, fantaziler ve kiralık zevkler için, mahremiyetin korunması koşuluyla, bir yer gerek. İşte Tokyo’da yüzlercesi bulunan bu yer ‘Love Hotel’. Değişik semtlerde zincir otel olanları ya da butik otel gibi işletilenleri var ama hepsinin ortak özelliği mahremiyet konusunda gösterdikleri titizlik.

Bi şey lazım değil…

Love Hoteller’in çoğu dışarıdan özelliksiz görünüyor. Giriş kapıları gösterişten son derece uzak. Kimisinde sokakta kimisinde ise kapı girişindeki ışıklı panolarda otelin odalarının fotoğrafları sergileniyor. Her oda farklı bir temaya uygun döşenmiş. Antik Yunan, Mısır, Arabistan, Afrika, yatak yerine futon kullanılan geleneksel Japon dekorasyonlu odalar olduğu gibi uzay mekiği, disko, tekno, Titanik ve Corvette araba temalı odalar ve daha nicesi mevcut. Panoda müsait olan odanın fotoğrafı aydınlatılmış, karatılmış odalar ise o anda ‘meşgul’. Girişteki resepsiyonda konuklar ve otel görevlisi birbirini görmesin diye bir duvar ya da renkli cam bulunuyor. Ortadaki bir delikten para ve anahtar değiş tokuşu yapılıyor. Odalar, günün her saati en az iki saatlik en fazla bir günlük ya da gecelik kiralanabiliyor. Tüm odalar doluysa bir bekleme odasında zaman geçirebiliyormuşsunuz. Fiyatlar elbette oteline göre değişiyor ama fahiş değil. Ortalama fiyat, 2 saat için 5.000 Yen, bütün gece için 12.000 Yen. Zaten normal turistler burada konaklayıp ortamın havasını dağıtmasın, Love Hoteller sadece amaca hizmet etsin diye aynı kişinin üst üste iki gece bu otellerde kalmasına izin yok. Bu otellerde makinadan iç çamaşırı ya da prezervatif almak mümkün. Dvd kiralamak mümkün. Odaya kamera ekipmanı kurdurmak ve çekim yapıp eve bir hatıra ile dönmek mümkün. Her türlü seks aleti satılık. Pijama ve gecelik kiralanabiliyor. Karaoke yapılabiliyor. Odalara yemek servisi var. Hesaplı takılmak isteyenler odadaki mikrodalgada dışarıdan getirdikleri donmuş gıdaları ısıtıp yiyebiliyorlar. Tuvaletlerde bedava diş fırçası, yüz temizleme kremi ve lens kapları bile var. Canım belki evden çıkarken yanınıza almayı unutmuşsunuzdur. Ya da olaylar hiç beklemediğiniz şekilde gelişmiştir! Işıklı bir jakuzinin içinde, küveti doldurup dvd keyfi yapabilirsiniz. Zaten bu otellerde banyolar özellikle büyük tutulmuş ve adeta bir eğlence parkı gibi düzenlenmiş. Önemli bir ayrıntı da pencerelerde siyah cam olması ya da odalarda hiç pencere bulunmaması.

Love Hoteller Tokyo’daki şehir hayatının vazgeçilmezi. 20 yıllık Love Hoteller varmış. 10-15 yıl öncesine kadar bu otellere gitmek çok çok ayıp sayılıyormuş. Bu oteller hakkında bana en ayrıntılı bilgileri veren Jun ‘Artık o kadar takmıyor bunu insanlar’ diyor. O öyle diyor ama bu konuyu açtığım pek çok Japon, utançlarından ölüyorlardı. Ben ısrarla sormaya devam edince de kaçacak delik arıyorlar ya da önce kızarıp bozarmaktan sonra da kikirdemekten doğru düzgün cevap veremiyorlardı. Seks işçileri ve evde başbaşa kalamayan yaşlı çiftler tarafından da kullanılan bu oteller yaygınlaştıkça daha sıradan dekorasyonlara sahip olanlar, resepsiyonu açıkta olanlar da türemiş. Jun’a göre Love Hotel’e gitmek değil ama orada çalışıyor olmak hala ayıpmış. Bir semtte Love Hotel açılmasına mahalle sakinleri olumsuz tepki verebiliyorlarmış. Tokyo’nun en hareketli semtlerinden olan ve bizim de akşam yemeği için bulunduğumuz Shibuya, Love Hoteller’i ile ünlüymüş.

Yemek vaktiiiii!

Bu kısa ve beni hayretten hayrete düşüren yürüyüş sırasında şen ve umarsız turistler olarak, Japon insanlarının mahremiyetini tehlikeye atmak pahasına birkaç Love Hotel’in kapısından girip resepsiyona kadar ilerledik. Resepsiyondaki görevli ile konuşma çabalarım onlarda dehşet yarattı. Tam sekizde tekrar restoran kapısındaydık. Bu sefer yerlere kadar eğilerek bizi içeri aldılar. Büyük bir saygıyla bizi yerimize oturttular.

O gece oratlığı oldukça karıştırdık ama ben bununla yetinmeyip, bir ay sonra  o bölgeye bir kere daha gittim. Yanımdaki mahçup Japon insanı Koichi’nin durmam yönündeki tüm nazik uyarılarına rağmen bir sürü Love Hotel’e girip çıkıp çekebildiğimce fotoğraf çektim. Eh, ‘fotğraf çeken Japon turist’ klişesini ters yüz etmek için iyi fırsattı.

Maviology Dergisi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s