Home

Her ülke insanı yabancı dili kendine has bir aksanla konuşur. Bazı seslerin bazı dillerde karşılığı yoktur. Japonlar da ‘l’leri söyleyemiyor! Onun için dakika bir, gol bir; ‘Hello’lar ‘Herro’ oluveriyor. Olsun. İçine kapanık, inanılmaz mahçup bu insanlarla ‘Herro!’ diyerek de olsa bir iletişim başlatmak çok önemli. Japonya’da yabancı dil eğitimi pazarı tam 300 milyar Yen. Ancak harcanan bunca para karşılığında gerçekten İngilizce konuşabilen ya da konuşma cesaretine sahip olan Japonlar sayıca çok az.

Japonya’nın tarihi neredeyse üçyüzyıl süren bir izolasyon dönemi ile sonrasında dünyaya açılma dönemi olarak ikiye ayrılıyor. Japonya bugün kağıt üstünde dünyanın en büyük ikinci ekonomisine sahip. Dolayısıyla dünyanın geri kalanı ile sıkı bir iletişim içinde olmaları şart. Acaba Japonlar İngilizce’yi nerede ve nasıl öğreniyor? Türkiye için ilham verecek yöntemleri var mı?

Yöntemler

Ortalama bir Japon insanı orta okuldan itibaren İngilizce eğitimi ile karşılaşıyor. Ancak okulda verilen İngilizce eğitiminin pek parlak olduğu söylenemez. Bu eğitim son derece ezberci. Japonlar İngilizce’yi daha çok özel dershanelerde ve dil okullarında öğreniyorlar.

Her yaştan insanın İngilizce öğrenme sebebi ayrı… Çoğu Japon iş için İngilizce öğrenmeye çalışıyor. Bazı Japonlar ise yabancıları merak ettikleri için İngilizce kurslarına yazılıyor. Buradaki yabancı hocalarla tanışmak, onlar için dil öğrenmekten daha önemli bir deneyim.  Pek çok genç insan ve orta yaşlı ev kadını da bir sosyalleşme fırsatı ya da hobi olarak İngilizce öğreniyor. Kurslar 2 yaş ile 82 yaş arasındaki kişilere hizmet veriyor. Japonya’ya yayılmış çeşitli dil okulu zincirleri var.  Kurs ve elbette özel ders gibi geleneksel yöntemlerin dışında bir de mahçup ama disiplinli Japon insanına hitap eden bir yöntem daha var; internet ve telefon üzerinden dil eğitimi.

Dil okulları

Dil okullarında çoğunlukla yabancılar ders veriyor. Zincir okullar içinde Nova pazarın %50’sine sahip ve 10 yıl önce sadece 88 adet okulları varken şu anda tam 560 adet okulları var. Nova dışında Geos, Aeon, ECC, Shane isimli dil okulları zincirleri ve tek tek küçük okullar bulunuyor. Dil okulları aynı zamanda önemli birer reklamveren. Televizyon dahil tüm mecralar kullanılıyor. Nova okullarının hepsi Japonya’daki en önemli ulaşım aracı olan trenlerin, yolcu indirip bindirdiği büyük istasyonların hemen yanında. Sloganları da ‘İstasyonun karşısında, denizaşırı eğitim’.  Aeon ise reklamlarında Ewan McGregor ve Cameron Diaz gibi ünlüleri kullanarak farklılaşmaya çalışıyor. Yine dil okulları istasyonlarda, promosyon olarak anahtarlık ve kağıt mendil dağıtarak, insanları kendilerine çekmeye çalışıyorlar. Bu arada binası olmayan dil okulları da var. Bu okullar daha çok yabancı öğretmen ajansı gibi çalışıyorlar. Öğretmenler ve öğrenciler kafelerde buluşarak ders yapıyorlar.

Öte yandan İngilizce öğretmenlerini ve öğrencilerini internet aracılığıyla buluşturan siteler de var. Bu sitelere öğretmenler kendi özelliklerini giriyorlar. Siteye 5000 Yen karşılığında üye olan öğrenciler de bir arama motoru yardımıyla ihtiyaçlarına uygun öğretmenlere ulaşıyorlar. İnternet üzerinde yazıştıktan sonra buluşma günü ayarlanıyor ve dersler başlıyor. Bu dersler de genelde kafelerde ya da evlerde gerçekleşiyor.

Şirket içi İngilizce eğitimi

Giderek daha çok sayıda Japon şirketi, çalışanlarında İngilizce bilme özelliğini arıyor. İngilizce bilgisini belgeleyen çalışanların maaşlarına zam yapılıyor ve terfi edilme şansları artıyor. Japon şirketlerinin yarısı, ülke çapında yapılan TOEIC (Test of English For International Communication) isimli testte alınan puanlara göre çalışanlarının İngilizce seviyesini kategorize ediyor.

Maalesef bu test sadece yazma ve dinleme bölümlerinden oluşuyor. Üstelik çoktan seçmeli bir sınav ve konuşma becerisini ölçmüyor. Yani bu sınavları geçmiş bir Japon’un İngilizce konuşma garantisi yok. Zaten, Türkiye’de ve tüm dünyada İngilizce bilgisini ölçmek için kullanılan TOEFL sınavındaki başarı sıralamasında Japonya, Asya ülkeleri arasında en son sırada bulunuyor.

Bu yüzden şirketler bazen özel okullarla ya da yabancı öğretmen ajansları ile anlaşıp kendi şirket çalışanlarının İngilizce pratiği yapmasını sağlamaya çalışıyor.

Telefon ve internet üzerinden İngilizce eğitimi

Tokyo, Japon nüfusunun yarısını barındıran kocaman bir şehir. Uzun çalışma saatlerinin ardından eve dönmek için trende saatler harcamak gerekiyor. Oysa yazılı İngilizcesi gayet iyi olsa da Japon insanının dilinin çözülmesi için çok pratiğe ihtiyacı var. Pazarın büyüklüğü, İngilizce öğrenme ihtiyacının artması ve hızlı hayat şartları yeni çözümlerin ve metodların geliştirilmesine sebep oluyor: Sanal yollarla eğitim. Japonya’da kullanılan en ilgi çekici ve ilham verici İngilizce eğitim metotları da bunlar.

Yöntemlerden bir tanesi öğretmen ve öğrenciyi fiziksel olarak değilse de webcam sayesinde karşı karşıya getiriyor. Böylece öğrenciler bir sınıf ortamına girmeden ve kalabalık içinde kaybolmadan öğretmenle teke tek çalışma şansına sahip oluyorlar. Ancak bu yöntem içerik ve ders akışı açısından yeterince olgunlaşmış değil. O yüzden henüz tam randıman vermiyor. Ama zaman ve mekan zorluklarını bertaraf ettiği için yine de talep görüyor.

Bir diğer yöntem ise 2002 yılında kurulmuş olan SVIC’in geliştirdiği yöntem. Bu yöntem bir öncekine göre çok daha olgunlaşmış ve işe yarar bir halde. İngiliz dil eğitim şirketi Vektor’un uzmanlığından da faydalanan SVIC’in mottosu ‘zamanın ihtiyaçlarına cevap veren bir eğitim’ sunmak. İş İngilizcesi üzerine yoğunlaşan SVIC yöntemi, öğrenci ile öğretmeni telefon ve internet aracılığıyla karşı karşıya getiriyor. Eğitim, her biri10 hafta süren 9 setten oluşuyor. Öğrenci en başta yazılı ve (telefonda gerçekleşen) sözlü bir seviye tespit sınavından geçiriliyor. Bundan sonra öğrenciye bir CD-ROM veriliyor. Bu CD-ROM’da eğitimin akışı, içeriği, konu anlatımları, ödevleri ve sınavları bulunuyor. Öğrencinin görevi bu materyali çalışmak ve her hafta, o haftanın konusuna hazırlanmış olmak. SVIC ise öğrenci ve öğretmen için arama ve e-postalaşma açısından zaman çizelgelerini düzenliyor, iki tarafı da zamanlamalardan haberdar ediyor ve bunların gerçekleşmesini denetliyor. Eğitim, bir hafta 15 dakikalık telefon konuşması diğer hafta ise öğrencinin internet üzerinden yolladığı yazılı ödevin düzeltmelerinin öğrenciye geri gönderilmesi olarak devam ediyor.  Telefon konuşmaları format olarak hal hatır sorarak başlıyor, öğrencinin sormak istediği şeyleri sorması için fırsat tanındıktan sonra bir oyunla devam ediyor. Bu, bir rol değişim oyunu. CD-ROM’da da açıklandığı ve öğrencinin de hazırlanmış olduğu üzere öğretmen ve öğrenci arasında en fazla 7-8 dakika süren yarı doğaçlama bir diolog gerçekleşiyor. Örneğin, öğrenci bir resepsiyon görevlisi, öğretmen de oda tutmak isteyen bir müşteri oluyor. Ya da öğretmen ve öğrenci iki iş arkadaşı oluyorlar ve öğrenci senaryo gereği iş arkadaşından havaalanından bir ziyaretçiyi karşılaması konusunda yardım istiyor. Senaryolar çeşitli. Rol değişim oyunu bittikten sonra herkes kendi kimliğine geri dönüyor ve öğretmen, öğrenciye geri bildirimde bulunuyor, bir sonraki hafta yazması gereken ödev hakkında bilgi veriyor ve ders tamamlanmış oluyor. Telefonu kapattıktan sonra öğretmen gerçekleşen seans ile ilgili yorumlarını ayrıca yazılı olarak öğrenciye raporluyor. Tüm yazışmalar SVIC’in hazırladığı bir internet sayfası üzerinde gerçekleşiyor.

SVIC yöntemi ortaokul ve lise sıralarında ezberle de olsa gramer bilgisini sağlam alan, iş hayatında hırslı, genel olarak disiplinli ama topluluk içinde yanlış yapma korkusuyla yabancı bir dili konuşmaya çekinen Japon insanları için oldukça işe yarayan bir yöntem. İlk başta Sony Ericsson’un bir şirket içi eğitim departmanı olarak ortaya çıkan SVIC, bugün bağımsız olarak hem başka şirketlere hem de kişilere hizmet veriyor.

Dil eğitiminde Japonya ve Türkiye

SVIC yöntemiyle Japonlara İngilizce öğretmeye çalışan yabancılardan biri de İngiliz, Paul Newton. Kendisi daha önce Polonya, Fransa ve Türkiye’de İngilizce öğretmenliği yapmış.  Bilkent Üniversitesi’nde geçirdiği 3 yılın ardından, 5 yıldır Tokyo’da yaşıyor ve çalışıyor. Paul Newton’ın verdiği bilgiye göre SVIC yönteminin kullanımı hem öğrenci hem de öğretmen açısından çok kolay. Hazırlanan CD-ROM’lar  gayet zekice kurgulanmış. SVIC yönteminin klasik yöntemlerden çok farklı olduğunu vurguluyor ama bu yeni yöntemin gerçekten işe yaradığını düşünüyor. SVIC sisteminin Türkiye’de, Türk insanı için de faydalı olabileceği kanısında olan Paul Newton’a göre Türkler Japonlara göre çok daha iletişime açık ve konuşmaya istekliler. Üstelik yanlış yapmaktan da Japonlar kadar korkmuyorlar. Paul Newton, bu özelliklerin dil öğrenmek için temel gereklilikler olduğunun altını çiziyor. Ve sonra gülerek ekliyor: ‘SVIC yönteminde Türkler için tek sorun şu olabilir; Türklerin Japonlara göre çok daha konuşkan olması nedeniyle15 dakikalık telefon konuşmaları kısa gelebilir.’ Çünkü tüm yabancı hocalar için Japaonlarla ders yapmanın en zor tarafı, ağızlarından bir kelimeden fazla cevap alabilmek.

Ve Tokyo sokakları…

Tokyo sokaklarında milliyetçi bir partinin arabaları dolaşıyor ve hopolörlerle, içinde bolca ‘gaijin’ kelimesinin geçtiği ‘Japon’un Japon’dan başka dostu olmaz’ mottosunu anons ediyor. Bayram değil, seyran değil. Sıradan bir görüntü, sıradan bir an… Yabancılara hayranlık ve korku arasında duygular besleyen bu insanların ülkesinde ‘gaijin’ kelimesi ‘bizden olmayan, öteki, yabancı’ anlamlarına geliyor. Küreselleşme ve iletişim çağında en üst düzey teknolojilerin anahtarını elinde tutan bir millet, üçyüzyıla varan izolasyonun ardından bugün, dünyanın geri kalanı ile olan ilişkilerini dil katmanından başlayarak tekrar düzenlemek durumunda.

Notlar

  • Japonların İngilizceyi ne kadar hatalı kullanabileceklerini merak ediyorsanız bu komik sayfayı tıklayın:www.engrish.com
  • Yazıdaki rakamsal verilerin kaynağı ACCJP (American Chamber of Commerce in Japan).
  • Öğretmen ve öğrenci eşleştiren sitelere örnek olarak www.findateacher.net
  • SVIC ile ilgili daha detaylı bilgilere ulaşmak için: www.svic.co.jp

İnfomag Dergisi, 2005 Nisan

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s