Home

Dünya üzerinde gidilecek binlece yer var. Neden Tokyo? Neden Japonya?

Üstelik yakında değil, yol üstünde de değil. Yani geçerken uğranmaz ya da

şans eseri insan kendini orada bulmaz. Ama gidenler de anlata anlata

bitiremez.

Destinasyon Tokyo ise, maksatlı, hazırlıklı çıkmak lazım, yola… Tokyo’da

nerelere gitmeli, neler yapmalı? İşte sizin için şaşırtıcı ve yeni iş fikirleri için

ilham verici bir gezinin ipuçları…

Japonya’yı gören batılıların ortak yorumu şudur: ‘Orası bu dünyaya ait değil. Orası başka bir gezegen.’ Gerçekten de herşeyleri bizden başkadır; görünüşleri, alışkanlıkları, dilleri, alfabeleri… Biz onları İstanbul’da, Kapadokya’da turist olarak görmeye alışığızdır ama onlar bizi ya da başka milletlerden turistleri kendi ülkelerinde görmeye, bizim kadar alışık değillerdir. Dolayısıyla yabancılara yaklaşımları da nazik ama mesafeli, bazen de meraklı ama çekingendir. Yani Japonya’ya ayak bastığınız andan itibaren gerçekten tek başınasınızdır. Rahatsız edilmeden, keskin gözlemler yapmaya, sık sık şaşırıp kalmaya, hayran olmaya ama zaman zaman da çileden çıkmaya kendinizi hazırlayın.

Yol

Japonya, Türk vatandaşlarından vize istemiyor bu yüzden fazla bürokratik işlemle uğraşmadan oraya gidebilirsiniz. THY ve Japon Havayolları’nın ortak yaptıkları direk uçuşlar iki ülke arasındaki en pratik gidiş-gelişi sağlıyorlar. Kendinizi uzun bir uçuşa hazırlayın, çünkü uçuş süresi 12 saat kadar. Yola çıkmadan önce ve uçuş sırasında bol bol  su için, kuruyan cildinizi krem kullanarak nemlendirin ve tabii mutlaka hareket edin. Japonya ve Türkiye arasında 7 saat fark var. Dolayısıyla bir jet lag yaşamaya da hazır olun. Gezinizi ve dönüşünüzü bu ayrıntıyı hesap ederek planlayın. Bu arada, boş valizle ve çok parayla gidin!

Gelenek ve Tarih

Japonlar geleneklerine bağlılıklarıyla da tanınırlar, geliştirdikleri son teknolojilerle de. Zaten belki bu ülkenin cazibesini yaratan böyle çelişkileri, içinde yan yana barındırmasıdır. Sokakta ya da trende kimonosu ile yürüyen kadınlara da rastlayabilirsiniz, bir moda çekiminden fırlamış gibi duran gençlere de. Bir Japon lokantasına girerken ya da bir mağazada giysi denemek için kabine girerken ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekir ama hemen yakınlardaki tren istasyonunda dünya üzerindeki en hızlı trenler, insanları bir yerden bir yere taşımaktadır. Eğer Japonya’yı ve Japonları gerçekten anlamak istiyorsanız, bu ülkenin insanları nereden nereye gelmiş, nasıl gelmiş diye merak ediyorsanız, birkaç saatinizi ayırıp Edo Tokyo Müzesi’ni mutlaka gezin. Bu müze, aynı zamanda teknolojisi, mekan kullanımı ve sunumlardaki estetiği ile de sizi etkileyecek.

Rappongi’den Tokyo’ya Bakış

Tokyo’nun çehresine şöyle iyice yukarıdan bakmak istiyorsanız, Rappongi bölgesindeki, Rappongi Hills isimli binanın 52. katına çıkın. Oradan 360 derecelik bir açıyla, göz alabildiğine uzanan devasa kenti ve uzaklardaki Tokyo Körfezini, hatta çok daha uzaklardaki Fuji Dağı’nı bile görebilirsiniz. Hazır Rappongi Hills’teyken dünyaca ünlü Mori Art Museum’u da gezin, derim. 29 Mart-19 Haziran arasındaki serginin başlığı: The Elegance of Silence. Uzakdoğulu sanatçıların katıldığı bu sergide çağdaş sanatın önemli örnekleri ile karşı karşıya gelebilirsiniz. Rappongi Bölgesi Tokyo’da yaşayan yabancıların en çok rağbet ettikleri yerdir. Dolayısıyla kendinizi orada daha az yabancı hissedeceksiniz.

Ginza’da Alışveriş

Dünya pazarlarındaki bütün önemli markaların, en lüks ürünlerin satıldığı bu bölge Tokyo’nun en şaşalı alışveriş yeri. Tarihçesi ve tarzı biraz İstanbul’daki Nişantaşı’nı andırıyor. Ama Ginza ile Nişantaşı arasında bir ilişki kurmak gerekecekse biri diğerinin minik yavrusu gibi duruyor demek ve hemen uyarmak istiyorum; burada kendinize hakim olun. Olabilirseniz tabii. Ginza’ya komşu olan Tokyo’nun merkezi bankacıların ve iş dünyasının toplandığı yer… ‘Shinjinrui’ kelimesi ‘yeni insan tipi’ anlamına geliyor ve yaşlı nesil tarafından Japon yuppileri tarif etmek için kullanılıyor. Burada onlardan bol bol görebilirsiniz. Ginza’nın bir diğer ucunda tarihi Kabuki Tiyatrosu bulunuyor. O da görmeye değer. Tokyo’daki diğer alışveriş bölgeleri ise… aslında her yer! Ama yine de Shibuya, Shinjuku, Harajuku isimleri aklınızda bulunsun. Tabii Tokyo’ya kadar gelmişken bir Muji mağazasına uğramadan kesinlikle dönmeyin.

Akihabara, Yer Gök Elektronik

Tokyo şehri yüzyıllar öncesinden meslek gruplarına göre bölümlenerek planlanmış. Gerçi bugünkü Tokyo yüzyıllar öncesinin Tokyosundan çok farklı ve çok daha geniş bir alana yayılıyor. Yine de eski yapılanmanın uzantısı olarak bazı bölgeler bazı iş alanlarıyla özdeşleşmiş durumdalar. Jimbocho kitapçıların, Kappabashi plastik yemek ve mutfak gereçlerinin, Akihabara ise elektronik aletlerin yoğun olarak bulunduğu yerler. Japonya teknolojinin mabedi gibi. Yen, Türk parası karşısında daha değerli olsa da, teknolojinin üretildiği yer olması ve turistlere vergi indirimi yapılması dolayısıyla fiyatlar Türkiye’dekinden oldukça ucuz. Japonya’nın geri kalanında pazarlık yapamasanız da burada deneyebilirsiniz. Bir ihtimal indirim alabilirsiniz. Alacağınız elektronik aletin Türkiye’deki sistemle uyumlu olup olmadığını kontrol etmeyi ihmal etmeyin. Bu arada, çok canınız isteyecek belki ama Japonya’daki cep telefonları maalesef Türkiye ile uyumsuz.

Tokyo DisneySea

Daha önce Disneyland’a gitmiş olabilirsiniz. Ya da Disney çocuk işi diye düşünebilirsiniz. Zaten benim önerim de Disneyland’a gitmeniz değil. Ondan dünyada çok var. Fakat DisneySea’den dünyada bir tane var. O da Tokyo’da. Burası çocuklar kadar büyüklerin de zevkle bir tam gün geçirebilecekleri, insanı şovlarla, oyunlarla ve teknolojiyle meşgul eden, hiç sıkmayan bir yer. Günün sonundaki ışık ve havai fişek gösterisi başdöndürücü. DisneySea’nin içindeki dükkanlar ise akıl kaçırtıcı.

Asakusa’da Tapınak Ziyareti

Japonya’ya gidip tapınak gezmemek olmaz. Tokyo’da adım başı tapınak var ama Budizm’e ya da Shinto inancına özel ilginiz yoksa, birini görün yeter. Şehrin merkezi bir yerinde olması itibariyle Asakusa bu ziyaret için doğru adres. Yalnız tapınağa uzanan yolda sağlı sollu, turistik eşya satan, el işleri satan dükkanlar var. Tapınağa ulaşmanız tapınağı gezmenizden daha uzun sürebilir. Yolun hemen girişinde sağda kağıt malzemeli, geleneksel Japon işi ürünler satan bir dükkan dikkatinizi çekecek. Aslında o dükkan bir yana, tapınak yolundaki bütün diğer dükkanlar diğer yana… Japonların kağıt ile nasıl harikalar yarattıklarına hayran kalacaksınız. Nihayet rüzgar ve şimşek gibi doğa olaylarını temsil eden, ürkütücü, kocaman  heykellerle karşılaştığınızda tapınağa varmış olacaksınız.

John Lennon Hayranlarına…

Tokyo’da en ilgi çekici müzelerden biri de John Lennon Müzesi. Bu müze, sanatçının son eşi Yoko Ono tarafından yapılmış. John Lennon’un çocukluğunda tuttuğu not defterlerinden, Beatles günlerinde şarkılarını yazdığı defterlere, yalın çizgilerle yaptığı resimlere, kostümlerine, ropörtajlarına, hiç bilinmeyen fotoğraflarına kadar pekçok şey var. Müze sunum ve sergileme açısından çok iyi. Bir insanın hem de John Lennon gibi kitleleri peşinden sürüklemiş bir insanın çocukluktan gençliğe doğru yol alışını, şöhretle birlikte yetişkinliğe adım atmasını, birey olarak kendini arayışını, politik duruşunu belirleyişini, yol arkadaşlarını değiştirişini ve bir aile kurmasını adım adım izliyorsunuz. Shintoshin’deki bu müze fazla Yoko Ono izleri taşısa da gezmeye değer.

Metropolis Magazin

Bu ücretsiz, İngilizce dergiye şehir merkezindeki kafelerde rastlayabilirsiniz. Hemen bir tane edinin. Tokyo’da ne olup bittiğini, en son trendy mekanları, restoranları, Japon yaşamına dair ayrıntıları, seri ilanları bile son derece ilginç olan bu dergiden öğrenebilirsiniz. Gitmeden Tokyo’daki gündeme göz atmak için www.metropolis.japantoday.com adresine tıklayın.

Veee…

Tokyo gibi bir dünya metropolinde, hava nasıl olursa olsun yapılacak binlerce şey var. Ama yine de bahar ayları Tokyo’da gezmek için en iyi zaman. Şehir sizi çok basınca Tokyo Körfezinde tekne gezisine çıkın. O arada denizden yer kazanarak yapılan Odaiba bölgesini de görseniz iyi olur. Mağazalar, müzeler ve keşif yürüyüşleri arasında şehrin içinde kalan, az sayıda park ve Japon bahçesinde nefes alabilirsiniz. Restoranlarda adetten olan yeşil çay ikramını aman, ‘balık kokuyor’ diye geri göndermeyin. Orada yeşil çaylar öyle… Japonların doğrudan ‘No’ demeyi ayıp saydıkları için sorularınıza aldığınız ‘Maybe not…’ cevabından sonra fazla üstelemeyin. Ueno’daki Hayvanat Bahçesi’ne, üzülmek istemiyorsanız gitmeyin. Kaybolursanız Japonlara yol sormayın. Kabalıklarından değil ama panik olacaklarından son sürat yanınızdan kaçabilirler. Kaybolmuş, küçük bir çocuk ifadesi takınıp çevrenize bakının. Biri yanınıza yaklaşıp yardım etmeye çalışacaktır. İngilizcenize güvenmeyin. Japonların çoğu İngilizce konuşmaktansa ölmeyi tercih edebilirler. Bir vending machine’den kendinize matrak bir kart bastırın. Sake için, sushi yiyin, Porselen, kumaş ya da tahtadan yapılmış Japon bebeklerinden bulursanız, kaçırmayın, satın alın.

Kısacası kafanızı boşaltın, keyfinize bakın, ilham alın ve dönün!

İnfomag Dergisi Seyahat Eki, 2005 Nisan

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s