Home

Angelina Jolie’nin hem yapımcılarından biri olduğu hem de başrolde oynadığı Malefiz filmini izledim. Sonra masallar, iyiler, kötüler, kadınlar ve fimler üzerine düşüncelere daldım.

Masalları geziyorum. Masal kişileri arasında kafama göre iyi yok. Kafama göre kötü de yok. Masallara adlarını vermiş olsalar da Külkedisi, Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel ve daha pek çok “iyi”, oldukça durgun tipler. Soru sormuyorlar, içine itildikleri durumları sorgulamıyorlar, isyan etmiyorlar. Masalın bir köşesinde durup duruyorlar. En önemli işlevleri bir beyaz atlı prensin kahraman olarak nam salmasına yol açacak şekilde kurtarılmayı beklemek. Mesela uyuyarak! İyilerin sıkıcı olmaktan başka özelliği yok gibi. Düzeltiyorum, var. Bir tane… Hem de çok kilit bir özellik, bu. O da güzel olmak. Kendilerine duyulan düşmanlığın da aşkın da sebebi olarak masallar hep bu “güzellik” üstünde duruyor. Ama biz durmayalım. Kötülere bakalım. Kadın olan kötülere. Onların arasında güzel olanlar da olmayanlar da var. Üstelik hiç durgun değiller. Tüm hikayenin akışını etkileyen davranışlar sergiliyorlar. Saldırgan, saygısız ve sinsiler ama insiyatif sahibi tipler bunlar ve hedeflerini gerçekleştirmek için risk almaktan çekinmiyorlar. Kötü olmaları ne kötü!

Kim Kime Anlatıyor?

Marie-Louise von Franz, peri masallarındaki arketipik dişi modellerinin davranışlarını incelediği kitabında Batı’da 17. yüzyıla dek peri masalları ile asıl ilgili olanların çocuklardan çok yetişkinler olduğuna dikkat çekiyor. Daha eğitimsiz olan kırsal kesimin nesiller süren ortak çalışması ile üretilen ve fantastik öğeler içeren bu hikayeler, akılcılığın yükselişi sonucu yetişkinlerin ilgi alanından çıkıyor ve masallar çocuklara adeta terk ediliyor. Bu durum masal içeriklerini de belli bir şekilde etkiliyor. Masalları anlatan çoğunlukla anneler farzedilse de hikayelerde eril güçlerin baştacı edildiğini, kız çocuklarına rol modeli olabilecek kadın karakterlerin, onlara ilham ve cesaret verecek dişil güçlerin olabildiğince silik, edilgen tipler olarak çizildiğini görmemek mükün değil. Bu halleri ile masallar ataerkil yapının kendini tekrarladığı, mevcut toplumsal cinsiyet rollerinin ailenin küçük üyelerine benimsetildiği hikayecikler olarak iş görüyor. Tabii söz uçar. Yazı kalır. Yazıya geçen ve filme uyarlanan masalların geçirdiği evrimlere bu gözle de bakmak gerek.

Masalları Dondurmak

Geleneksel olarak sözlü anlatım geleneğine dayanan masallar her anlatanın kendine has dokunuşları ile evrilir. Yazıya geçirilmesi aslında hikayenin evriminin bir noktada dondurulmasıdır. Kitap olarak basılmış, yabancı dillere çevrilmiş masallardan bazıları daha yaygın bir popüleriteye sahip olurlar. Örneğin, Grimm Masalları 160 dile çevrilmiş. Kitaba basılan ve yabancı dillere çevrilerek dünya çapında popülerite kazanan masallar çocuklar için canlandırma film üreten Disney gibi şirketlerin de radarına takılır. Böylece bazı masallar, okunan hikayeler olmaktan izlenen filmler olmaya evrilirler ve bir kez daha, bu sefer sadece olay akışı ve sözcükleri ile değil, bunlara ek olarak imgeleriyle de dondurulurlar. Uyuyan Güzel masalı da kendine göre çok badireler atlatmış bir masal…

Uyuyan Masal

İngilizce’de Briar Rose adıyla da bilinen Uyuyan Güzel masalı Grimm Kardeşler’in 19. yüzyılda derlediği Alman masalları arasında yer alıyor. Sanayi devriminin, modernitenin ve ulus devlet fikrinin giderek daha net olarak şekillendiği, aklın yüceltildiği, masalların çocuklara terkedildiği bir iklimde Grimm Kardeşler de derledikleri masalları Kinder- und Hausmärchen adıyla piyasaya sunarlar. İlk baskılar akademik amaçlı olsa da daha sonra bilinçli olarak masalları çocuklar için uyarlarlar. Cinsellik ve şiddet öğeleri içerdiklerine dair eleştirildikleri için yeni baskılarında masalları sadeleştirdikleri, Fransız esintili bulunan kimi kısımları Almanlaştırdıkları, eski pagan inançlarından masallarda kalan artıkları temizleyip onların yerine Hıristiyanlık motifleri ekledikleri, çocuklara ahlak dersi veren didaktik bölümler yazdıkları biliniyor. Uyuyan Güzel masalının Grimm kardeşlerden çok önce, İtalya ve Fransa’da 14. yüzyılda yazılmış versiyonları var. 17. yüzyılda Charles Perrault Külkedisi, Mavi Sakal, Çizmeli Kedi masalları ile beraber Uyuyan Güzel masalına Histoires ou Contes du Temps passé – Les Contes de ma Mère l’Oye adlı kitabında yer verir. Bu, Grimm kardeşlerin de faydalandıkları bir eserdir. Masalın daha eski versiyonlarında kötü bir peri yerine prensesi lanetleyen kötü bir üvey anne vardır. Bu karakter Perrault’nun versiyonunda kötücül bir periye dönüşür. Perrault ayrıca hikayeye, laneti bozan öpücüğü prensese veren yakışıklı prens karakterini de ekler. Masalın daha az ehlileştirilmiş versiyonunda tecavüze uğrayan, uyurken doğum yapan ve bebeği tarafından uyandırılan bir prenses vardır. Daha da geriye gidersek, Uyuyan Güzel masalının köklerini kışın yer altına inip baharda yer yüzüne dönen mitolojik karakter Persephone’ye dek götürenler de var.

Adeta masaldaki prenses gibi uzun bir süre insanların hafızalarında derin bir uykuya dalan bu masal, önce Perrault’nun ama esas Grimm Kardeşler’in verdiği hayat öpücüğü ile canlanıyor. Sadece çocuklar arasında değil akademisyenler, şairler ve müzisyenler arasında da büyük ilgi gören masal, 1959 yılında Walt Disney tarafından uzun metrajlı bir çizgi film olarak yeniden dolaşıma giriyor. 2014 yılında ise Uyuyan Güzel masalı Malefiz filminin içinde karşımıza çıkıyor. Disney tarafından bu sefer bize sunulan, salt iyi ve salt kötü arasında geçen, alıngan bir perinin kalpsizlikleriyle tırmanan, o bildiğimiz çocuk masalı değil. Bu sefer söz kötünün… Ama Angelina Jolie’li Malefiz filminin masaldaki ve klasik-kötü-kadın-Disney karakterlerine getirdiği derinliği takdir etmek için eskilerin sığlığını hatırlamakta fayda var.

Kötülerden Bir Demet

Klasik Disney geleneğinde iyi ve kötü için belli bir şablon var. Kadınlara odaklanırsak iyi olan genç, güzel, incecik ve oldukça savunmasızdır. Masalın sonunda mutlaka evleniyor ve sonsuza kadar mutlu yaşıyordur. Kötüler ise çirkindir. Eğer güzelse bu, aslında onun haketmediği bir özelliktir. Masalın sonunda güzelliğini ya da hayatını kaybederek cezasını bulur. Pamuk Prenses ve Uyuyan Prenses örneklerinde olduğu gibi çoğunlukla 40 yaşın üzerindedir. Yalnızdır. Erkeklerde kahramanlaştırılan yalnız şövalye ya da yalnız kovboya tezat olarak kadının yalnızı makbul değildir. Salt iyi ve salt kötü şablonu aşağı yukarı böyle, ama hakkını yememek lazım, Disney görsel olarak bu tiplemeleri ikonlaştırmakta çok başarılıdır.

1937 yapımı Pamuk Prenses’teki kötü üvey annenin tek derdi, en güzel olmaktır. 1951 yapımı Alis Harikalar Diyarı’ndaki Kraliçe ise herkesin kellesini uçurtan egosu yüksek bir delidir. 1959 yapımı Uyuyan Prenses’te bebeği lanetleyen Malefiz doğum kutlamalarına davet edilmediği için bebeği lanetler. 1961 yapımı 101 Dalmaçyalı’da Cruella De Ville şık görünmeye takmış, plansız hareket eden bir çılgındır. 1989 yapımı Küçük Deniz Kızı’nın Ursula’sı ise atıldığı saraya geri dönmek, krallığı ele geçirmek ister. Diğerlerine göre derinliği biraz daha fazla olan bir kötüdür. Filmlerin yapım tarihi bugüne yaklaştıkça Disney’in kötücül kadın karakterlerini boyutlandırma çabasına hafiften girdiği farkediliyor. Ayrıca Disney’in, iyi ve kötü kadın karakterlerini biraz daha az edilgen, biraz daha fazla kendi hikayesinin sahibi kişilikler olarak gösterir gibi olduğu yapımlara da rastlanıyor. Örneğin 1991 yapımı Güzel ve Çirkin… Sonra 1998 yapımı Mulan ve daha sonra kız kardeşlik ilişkisinin detaylarına inen 2013 yapımı Frozen… Ama son tahlilde durum niceilk ve nitelik açısından ‘yeter’den hala çok uzak. Bu çabanın son zirvesi bir çizgi film olmasa da, 1959’da yapılan Uyuyan Prenses çizgi filminin 2000’li yıllardaki Disney’ce karşılığı gibi duran Malefiz.

Malefiz

Malefiz filminin senaristi Linda Woolverton, çalışmaya Disney’in 1959 yapımı çizgi filmi Uyuyan Güzel’i izleyerek başlamış. Bir periyi, minik bir bebeği lanetlemeye götürebilecek geçmişin nasıl bir geçmiş olabileceği üzerine kafa yormuş. Ve olayların Malefiz karakterinin bakış açısından anlatıldığı yeni bir hikaye yazmış. Filmde, çizgi versiyonun görsel dünyası, özellikle ana karakter Malefiz’in artık ikonlaşmış görüntüsü bilinçli olarak fazla değiştirilmemiş. Ancak hikaye mevcut masal klişelerini kırmaya adanmış. Bu filmde Malefiz abartılı bir alınganlık yapan herhangi bir kötü peri değil. (Filmin tadı kaçmasın, daha izlemedik diyenler aman yazının bundan sonrasını okumasınlar…) Onun kendi halinde hatta iyi bir periyken kötücülleşmesine neden olan olaylar; yani sevdiği tarafından terkedilmesi, krallık tacı uğruna aldatılması, kanatları kesilerek adeta hadım edilmesi, peri aleminin insanlar tarafından yerle bir edilmesini önlemek için savaş komuta etmek zorunda kalması tane tane anlatılıyor. Ardından bebeği lanetlemesi, bebeğin 16 yaşına yani lanetin gerçekleşeceği yaşa dek kazasız belasız hayatta kalması için onu gözetmesi, bunu yaparken taşlaşmış kalbinin giderek yumuşaması ve en nihayetinde kendi lanetini geri döndürmek için çabalaması, bu çaba hiç bir işe yaramayınca da pişmanlığını dile getirip gerçek sevgi öpücüğünü kendisinin vermesi masalın bildik akışını ters yüz ediyor. Finalde filmin itinayla kırıp attığı bir başka klişe ise “evlenip sonsuza kadar mutlu yaşama” klişesi. Uyanan güzel prenses, ki kanatlarının Malefiz’e dönmesini sağlayan da edilgenliğe mahkum edilmemiş bu genç kız karakteridir, eş durumundan değil Malefiz ona kendi tacını devrettiği için kraliçe oluyor. Malefiz’in iştahla klişeleri kıran bir film olduğunu söyleyebilirim. Daha iyi yönetilebilir miydi? Kesinlikle evet. Ama Disney’den, böyle başka telden çalan bir film çıkmasına sevindim. Zaten görünen o ki, önümüzdeki yıllarda kadınların daha az edilgen, daha az sıkıcı, daha az sadece güzel, daha az sadece genç ve daha az salt kötü olduğu filmlerden, daha çok çekilecek. Bekliyorum.

Meraklısına Notlar

 -Şu linke bir göz atın…

http://whatculture.com/film/7-female-disney-villains-who-would-have-been-awesome-leads.php

Uyuyan Güzel masalından ilham alınarak yazılmış şiirler de çok. Meraklısı bulur.

Uyuyan Güzel, 1889 yılında Çaykovski tarafından bale olarak bestelenmiş ve ilk defa St. Petersburg’da sahneye konmuş.

Pamuk Prenses ve Uyuyan Güzel gibi masallarda ve bu masallardan yola çıkarak üretilen Disney filmlerinde kızların rızası alınmadan öpülmesi konusunda feminizm literatüründe okkalı bir içerik var. İlgilenenlere duyurulur…

-Kaya Özkaracalar’ın Malefiz hakkında Altyazı dergsinin 141. sayısında yayınlanan yazısını da bir okuyun, derim. Malefiz’in kadın dayanışması örgütleyen bir film olarak anlamlandırılabileceğine dikkat çekiyor.

-Kitap önerisi; The Feminine in Fariy Tales. Yazan Marie-Louise von Franz. Shambhala Publications.

Hillsider 76 – Sonbahar 2014 sayısı

hillsider 76 soz kotunun malefiz 1hillsider 76 soz kotunun malefiz 2

hillsider 76 soz kotunun Malefiz 3

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s