Home

Can Göknil, tam 40 yıldır yazıp resimlediği kitaplarla çocuklara hikayeler anlatıyor… Bir Can Göknil kitabını, kapağına bakar bakmaz tanıyabilirsiniz. Onun tamamen kendine has bir dünyası olduğunu söylemek yanlış olmaz. Her ne kadar öz kültürümüzden beslendiğini belirtse de oradan seçtiği öğeleri adeta kendi şekeriyle yoğurarak çocuklara sunuyor. Can Göknil’in dünyası renkli, aydınlık, yumuşak, yer yer mizahi, ahenkli, naif ve evet, buralı. Ama Can Göknil’ce bir buralılık, bu. Kitapları Türkçe’nin yanı sıra İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Macarca, Almanca, Hollandaca, Surinamca ve Arapça’da da yayımlanmış olan Göknil, Türkiye’nin Astrid Lindgren Memorial Award (ALMA) 2015 adayı.

Sanat çalışmaları da yapan Can Göknil ile çocuk kitaplarını merkeze alarak sohbet ettik. Bize adaylığını, çocuk kitaplarına bakışını, beslenip ilham aldığı kaynakları ve ALMA adaylığına yaklaşımını anlattı. Kendi sanatını söz ve göz kardeşliği olarak tarif eden Can Hanım, çocuk kültürünün önemsenmesi gerektiğine vurgu yapıyor.

Ülkemizde Pippi Uzunçorap serisinin yazarı olarak tanınan İsveçli Astrid Lindgren anısına her yıl çocuk edebiyatı ödülleri veriliyor. Bu ödül için Türkiye’den 2015 yılı adayı gösterildiniz. Bu adaylık, söz konusu ödül ve yazar Astrid Lindgren hakkında neler söylemek istersiniz?
4 Aralık 2014 tarihinde ALMA ödülünü temsil eden bir heyetle, İsveç Konsolosluğu’nun evsahipliğinde buluşma imkanım oldu. Çocuk kitaplarının Nobel’i sayılan bu büyük ödülün tanıtımı için davet edilmiştik. Yaklaşık 540.000 Euro parasal değeri olan bu onur için 2015 yılında, farklı ülkelerden 197 kişi aday göterilmiş. İsveç’in çocuk edebiyatına verdiği değerin göstergesi olan bu büyük para ödülü, İsveçli vergi mükelleflerinin cebinden çıkıyormuş. Yani ülkece, ünlü çocuk edebiyatçısı Astrid Lindgren gibi çok önemli bir yazarlarının anısına sahip çıkabiliyor ve yine ülkece dünya çocuklarının kitap okuyabilmesi için çok büyük bir katkıda bulunuyorlar. Ne kadar güzel bir his olmalı, böyle bütünlük içinde davranabilmek… Tüm yurttaşların bir yazarlarını sahiplenmesi, çocuk gelişimini önemsemesi ve çocuk edebiyatının önemini vurgulaması… Biz ise aydınların dışlandığı bir ülkede yaşıyoruz. Çocuk edebiyatına inanan değerli yayıncılarımız, yazarlarımız, çizerlerimiz var, elbette. Ama kadının, çocuğun temel haklarının çiğnendiği bu bölgede üretimimiz kaç çocuğu karanlıktan kurtarabilir ki? Resimle, edebiyatla kaç çocuğa kanat verebiliriz? Birleşmiş Milletler’de onayladığımız çocuk haklarının kağıtta kaldığını, İstanbul sokaklarında görüyoruz. Yaşam hakkı, sağlık koşulları, eğitim yıpranması gibi sosyal sorunlarımız varken, “İki el bir baş için” diyen vatandaş da çocuklarına kitap yerine yiyecek vermekle kalıyor, elbette. Suriyeli mültecilere gelince, sayıları 2 milyonu bulan sığınmacıların yarısından çoğunun çocuk olduğunu duyuyoruz. O çocukların yaşam hakkına ne oldu? İstanbul sokaklarında dilenci olmak için mi ülkemize sığındılar? Ülkemiz böylesi gerçeklerle, çağdaşlıktan çok uzak. Benim sanatım ve kişsel çabalarım devede kulak bile olamaz. Bu nedenle, adaylığım dahi sevindirici değil.

Duygularınızı anlayabiliyorum. Ama tek bir çocuğa ulaşabilmek, onun ruhuna dokunabilmek bile hiç yoktan iyidir, diye düşünüyorum. Çocuklar büyürler, yetişkin olurlar ve yıllar öncesinden, çocukluklarından ruhlarına dokunmuş kitapları hatırlarlar. Sizin çocukluğunuzdan aklınızda kalan kitaplar var mı? Çocuk Can Göknil, hangi kitapları okuyordu?
Ben eskiden Can Çiftci’ydim. Evlenince Göknil oldum. Emeklilikte, eşim çiftci oldu diyebiliriz çünkü salatamızı, sebzemizi kendi bostanımızdan alıyoruz… Çocukluğumdan hatırladığım kitaplar Peter Pan, Pinokyo, Alice Harikalar Diyarında, Pamuk Prenses, Polyanna gibi klasikler… Annem Fransız kültürüyle yetiştiği için İki Çocuğun Devrialemi (Jean de la Hire), babamın hurafelere karşı duruşuyla Gulyabani (Hüseyin Rahmi Gürpınar)… Önceleri ablam okurdu, ben dinlerdim. Öğlen uykusuna yatınca kitap saatimiz olurdu. Annem ve babam evde yoksa, onların kütüphanelerinin bulunduğu ‘balkon odaya’ gizlice gider Akbaba, Yeni Dünya gibi süreli yayınları karıştırırdık. Çizimler benim ilgimi çekerdi. Sonra Satı Dadı gelip bizi yakalardı. Yataklarımıza dönerek, onun anlattığı halk masallarını dinleye dinleye, uykuya teslim olurduk. Satı Dadı gerçek bir masal ustasıydı. Oyuncu maharetiyle adeta sahnelerdi masallarını. Ayrıca, görsel albümlü taş plaklarımız vardı. Onları teyzem Amerika’dan getirir, masallarını Türkçe’ye çevirirdi. Little Toot, Su Bebekleri, Chimney Sweep gibi albümlerin resimlerine baka baka çizmeye çalışırdım. Plaklardaki şarkılara eşlik ederek İngilizce’yi çat pat söker olmuştuk. Tarih 1950 gibiydi. Ben 11-12 yaşlarımdayken ablama Hoffman’ın Masalları ve Sihirli Flüt albümleri alındı. Ablam müzisyen yetişiyordu. O tüm operayı dinlerken ben de cam masaların üzerinde muhtelif araç, gereç ve oyuncaklarımla sahne dekoru kurardım…

New York sanatınızı nasıl etkiledi?
New York Üniversitesi’nde yüksek lisansımı tamamlayıp mezun olduğumda 26 yaşındaydım ve çocuk konusu beni hiç ilgilendirmiyordu. Sergileri dolaşıyor, resim yapıyor, resimlerimi sergilemek istiyor ve para kazanmak için de grafiker olarak çalışıyordum. Eşim henüz mezun olmamıştı. Columbia Üniversite’sinde mühendislik fakültesinde asistanlık yapıyor ve okuyordu. İkimiz de New York’da yaşamayı çok seviyorduk. Sanki tüm yaratıcı insanlar o kentte toplanmıştı. Sokak sergileri ve gösterileri, grafiti, tiyatrolar, galeri ve müzelerde segilenen dünya çapındaki sanatçılar, müziğin her sesiyle konserler, dans, müzikal, moda tasarım ve benim gibi yetişmekte olan genç sanatçılar… Yaşam sanat doluydu. Miles Davis bile bizim sokakta oturuyordu. Batı yakasında, 77.sokak ve Hudson Nehri kıyısında. Kısacası dünyadaki en ünlü sanat merkezinde yaşamanın tadını çıkarıyorduk ve o ortamdan çok şey öğreniyorduk. Özellikle Batı kültürüne dair.

Çocuk kitapları üretmek konusunda ne zaman kafa yormaya başladınız?
New York şehri ve sanat tutkum resimli çocuk kitaplarını keşfetmemi sağladı. Şöyle oldu, grafikerlik yapmakta olduğum reklam ajansı Doğu yakasında 34. Sokağın 5. Avenue’yle kesiştiği yerdeydi. Öğlen tatilim tam bir saatti. Çabuk tarafından bir sandöviç atıştırır, kitapçıların yolunu tutardım. Böyle bir günde Brentano’s adındaki ünlü kitapçının giriş katında resimli çocuk kitaplarıyla karşılaştım. Promosyon nedeniyle girişe yerleştirilmiş olan çocuk kitaplarının kapaklarının bazılarında birbirinden güzel resimler vardı. Süsleme düzeyini çoktan aşan bu resimler sanatın en saf ifadesini yakalamıştı sanki. Kar gibi beyaz bir kitabın kapağındaki uykulu gözlü gri fare, elindeki kırmızı gelinciği bana uzatır gibiydi. O kitabın sayfalarını aralayınca karşıma çıkan diğer fareler kış hazırlığı içindeydi. Ama bahar gecikip soğuklar sürdükçe farelerin yiyecekleri tükenmekteydi. Bana kırmızı gelinciği uzatan fare Frederick, renkli şiirleriyle onların ruhlarını ısıtıyor, farecikler güneşin ılık dokunuşlarını duyumsar gibi oluyordu. Arkadaşları Frederick Fare’nin şair olduğunu ilan edince o da mahçup bir edayla dostlarını selamlıyordu. Frederick ile tanışınca resimli çocuk kitabı için en doğru tanımın söz ve göz kardeşliği olduğunu düşündüm ve bu kardeşliği kendi sanatımda da canlandırabileceğime inandım çünkü mizah, öykücülük ve fantazya resim dünyamın temel taşlarıydı.

Çocuk kitapları yapmak isteyen genç bir sanatçı olarak, New York’ta bir editörle sizi çok etkileyen bir görüşmeniz olmuş. Bu görüşmede aranızda geçen konuşmayı anlatabilir misiniz?
1973 tarihinde yazdığım Kirpi Masalı adlı kitabımı, ilk metni ve ilk resimleriyle Dial Press adlı bir yayınevinin çocuk editörüne göstermeği başardım. Okudu, resimlere baktı. Ben de yüzünden okudum: Tatmin olmadı. “Kirpinin masalı hoş”, dedi. “Ama bu bir hayvan öyküsü. Bu tür kitaplar yayımlamıyoruz”.
“Ben özgün bir hikâye yazdım,” diyebildim. “Özgün olan sizsiniz,” dedi. Yüzüme ilgiyle baktığını anımsıyorum. “Dünyanın çok farklı bir ülkesinden geliyorsunuz. Nedir sizi böyle gizemli kılan?”… Yanıtlayamamıştım. Öz kültürümüzü yeterince tanımıyordum. Dadımın masallarını anımsamaya çalıştım. Alkarısı’nı, Kara Goncoloz’u, Keloğlan’ı, Nekes ile Cömert’in uyaklı dizelerini… Tüm bunları bana anlatan Anadolu kadınını ve onun sözünü ettiği devli, perili diyarları çok özlediğimi fark ettim. Kendimize dönmek istedim. Oysa resim yaparken yüzüm hep Batı’ya dönüktü. Ressamların yanı sıra görsel dilini başarılı bulduğum grafiker ustaları da örnek alıyordum.

Bu görüşmeden bir yıl sonra İstanbul’a kesin dönüş yapıyorsunuz ve çalışmalarınız yeni bir yön kazanıyor…
İstanbul’a dönünce öz kültürümüzü tanıyıp, benimsemek için araştırma yapmaya başladım. Sanatçı kimliğimi güçlendirmek amacıyla kendi toplumumuzun inanç ve davranışlarının köklerine inmek için okudum, araştırdım. Orta Asya’dan bugüne uzanan söylenceleri öğrenip sosyal yapımızı sindirdikçe bu birikimi sanatsal ürünlere dönüştürebildim. Ve öz kültürümüzün konularından kişisel sergiler düzenledim. Bu sergilerde yaratılış efsaneleri, kader, muskalar, Akkızlar ve Karakızlar benim odaklandığım konular oldu. Derinlemesine araştırdığım bu konular, çocuk kitaplarımda da yansımasını buldu. Örneğin Can Çocuk Yayınları’nın Masallar ve Destanlar dizisindeki dört kitabım Gökyüzü Sirki, Çatlak Hasan, Zilli Tilki ve Çanlı Goncoloz, Keçeci Bayram ile Anka Kuşu mitoloji ve folklor motifleri taşır.

Çocuk kitabı ve yetişkin kitabı diye bir ayrım yapılması gerektiğine inanıyor musunuz?
Çocuk edebiyatında yazar veya ressam özgür değil çünkü okuyucu çocuk olunca, onların yaşını ve algısını aşmadan, hatta zedelemeden, hoşgörülü ve sevecen bir tonda yazmak veya resimlemek gerçekten önemli. Çocuklar için hazırlanan kitaplar hazin veya üzücü gerçekçi konuları bile içerse, anlatımı okuyucusuna umut ışığı yakmalı bence. Ayrıca başarılı resimli çocuk kitapları, söz ve göz kardeşliğini dengeler ve bunu çocuk naifliğini gözardı etmeden uygular. Şimdiye kadar büyükler için iki kitabım yayımlandı. Onları yazarken bu prensiplerimi hiç düşünmedim. Sadece dil kullanımı ve sözcük seçiminde titiz davranmağa çalıştım.

İlk çocuk kitabınız Kirpi Masalı 1974 yılında Redhouse Yayınları’ndan çıkmış. Sizin çocuk kitaplarınız yayımlanmaya başladığıda, Türkiye’de bu alanda nasıl bir yayıncılık ortamı vardı?
Anne-babalar arasında, “Okula gitmeyen çocuğun kitaba gereksinimi olmaz” düşüncesi yaygındı. Okul öncesi eğitim kurumları, İstanbul’da dahi tek tüktü. Çok kitapçı dolaşmıştım ama Ayşegül dizisinin dışında ve birkaç adaptasyon dışında resim ve edebiyat değeri taşıyan kitaplara rastlamadım. Yayınevleri renkli baskının zahmetli ve masraflı olduğunu ileri sürüyor, henüz böyle bir pazar oluşmadığından özgün resimli çocuk kitabı yayımlamaya yanaşmıyordu. Bu nedenle de sanatçılar çocuk kitapları yapmak için uğraşmıyorlardı.

Kirpi Masalı kitabınızın güncel bir baskısı 2013 yılında Can Yayınları’ndan çıkmış. Bu iki baskı arasında Can Göknil ve elbette ülkemizdeki yayın dünyası nasıl değişti ve gelişti?
Kirpi Masalı’nın 1974 ve 2013 yılları arasında çeşitli baskıları yapıldı. 1974’te İstanbul’da Redhouse’tan çıktıktan sonra 1988’de Almanca ve Hollanda’ca yayımlandı. 2013 yılında Kirpi Masalı Can Çocuk tarafından yeniden basıldı.1974 yılında 4 renk basılmıştı, 2013’de dijital tarama ile tam renk baskı yapıldı. Bu zaman zarfında baskı ve renk tarama teknikleri gelişmişti. Grafik tasarım da önem kazandı. 1988 kitapları sert kapaktı. Yurtdışı baskılarını okuyacak çocukların kitap alışkanlıkları çok farklı olduğu için resimleri çok daha soyut ve yoruma açıktı. Yurt dışında resimli çocuk kitabı, her çocuğun gündemine, daha bebeklikten girdiği için yoruma açık kitaplar orada daha yaygın. Bunu katıldığım fuarlarda görüyordum. Bu nedenlerle 1988 baskılarındaki resimler farklıdır. Ben ressamım. İlüstratör, çizer veya grafiker değilim. Çocuklara çocukca ama resim diliyle, doğallığımla seslendim. Bu da yavaş yavaş, çocuk kitaplarım çoğaldıkça, yurtdışındaki kitap fuarlarını ve kitapçıları gezdikçe, kendimi resimli kitabın özellikleriyle tanıştırdıkça gelişti.

Çocuk kitaplarında üzerinde durduğunuz konular ve işlediğiniz temalardan bahsedebilir misiniz?
Çocuk kitaplarımda kültürel, bireysel ve toplumsal kimliklerimizin gelişimi üzerinde duruyorum. Ayrıca doğa ve çevre bilinci aşılamaya çalışıyorum. Gökyüzü Sirki, Çatlak Hasan, Kuyruğu Zilli Tilki ve Çanlı Goncoloz, Keçeci Bayram ve Anka Kuşu, Bilmecelerle abc kitaplarımda kültürel kimliğimiz ön plandadır. Bireysel kimliğimize vurgu yapan kitaplarım arasında Kardeşim, Benim Annem Yavruladı, Babasının Başka Evi Var, Küçük Olmak, Kurtçuğun Hayvan Bilmeceleri’ni sayabilirim. Kuyruksuz, Kirpi Masalı, Renkli Öcüler, Gülfidan Çiftlikte, Komşu Teyzenin Kedileri, Hayali Arkadaş kitaplarım daha çok toplumsal kimlik üzerinedir. Özellikle doğa ve çevre bilincine odaklanan kitaplarım ise Deniz Masalı ile Gelincik Tarlası ve Dumanlı Canavar isimli iki kitabımdır. Tüm kitaplarımda kendi öz kültürümüzden özellikle faydalandım.

Sanat çalışmalarınızda akrilik, suluboya, gravür gibi pek çok tekniği kullandığınızı görüyoruz. Ayrıca üç boyutlu eserler de üretiyorsunuz. Taş, tahta gibi bulunmuş malzemeler ya da sizin şekil verdiğiniz malzemeler sanatınızda mevcut. Peki, çocuk kitaplarını resimlerken hangi teknikleri kullanıyorsunuz?
Sergilerimde malzeme seçimim konuyla ilgilidir. Kitap işi farklı. Genelde kitabın boyutlarını yayınevi tayin ediyor. Başka kısıtlamam yok. Küçük boy kitapları orantılı olarak büyük çalışıyorum. Pütürlü veya düz kağıt üzerine suluboya, renkli ve kurşun kalem, bazen çini mürekkebi kullanıyorum. Artık biraz da içeriğe göre. Kağıt üstünde elle çalışıyorum. Dijital teknikleri kullanmıyorum. Bilmiyorum da. Elişi tercihim.

Çocuk kitaplarını sipariş üzerine mi hazırlıyorsunuz yoksa önce kitabın çizimlerini ve metinlerini hazırlayıp sonra yayıncıya mı gidiyorsunuz?
Benim konumumda, aklıma bir fikir gelince yayıncıma çıtlatıyorum, o fikri seversek yazıyorum önce. Ama başta, düşümde herşey görsel. Yazı editöre gidiyor. Son söz sanatçının olmak kaydıyla, imla veya varsa başka tutarsızlıklar düzeliyor. Sonra kurşun kalemle bir sürü çizimler yaparak, karakter ve kurguyu oluşturuyorum. Son olarak kaliteli ve gramajı yüksek resim kağıtlarının üzerinde renklerle dans ediyoruz. Bütün süreç müzik eşliğinde gelişiyor.

Kitaplarınızda metin ve çizim ilişkisini nasıl kuruyorsunuz? Önce metin mi ortaya çıkıyor yoksa çizimler mi? Ya da ikisi birden mi?
Sanırım ikisi. Görsel düşünceyi yazıya dökmek. Ama bu benim doğal olarak yaptığım bir uygulama.

Çocuk kitaplarınızın hepsinde hikaye de çizimler de size ait. Bunun tek istisnası Sevdalı Bulut Masalı. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Sevdalı Bulut, müthiş görsel bir masal. İmgeler, dil hem naif ve hem de kışkırtıcı. Benim tarzıma çok uygun. Zaten o uyum olmasaydı Yapı Kredi Yayınları bu teklifi bana getirmezdi. Resimlerin tamamlanması sanırım iki-iki buçuk ay sürdü. Masalı çok sevdim, Nazım’ı da tabii.

Kitaplarınız arasında sizin için diğerlerinden daha fazla öne çıkan bir kitap var mı? Tamamlamakta en zorlandığınız ya da en kolay tamamladığınız kitap hangisi?
Zor kolay yok çünkü ben bu işi doğallığımla yürütüyorum. Hem yazıp, hem resimlediğim için keyfime göre çalışıyorum. Sanatsal yönden Gökyüzü Sirki ve Çatlak Hasan, bence biraz önde. Onların İngilizce çevirilerini yaptırıp Londra’daki Victoria&Albert Müzesi’ne yolladım. Kütüphanelerine aldılar. Çevirileri Angela Roome yapmıştı. Konu itibariyle bizim kültürümüzü yansıttıkları için bu kitapları yollamıştım Londra’ya.

Kitaplarınız ile ilgili çocuklardan ve ebeveynlerden nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Genelde beni yazar olarak tanımlıyorlar ama ben ressamım ve onlara bir kitapta görsel iletişimin gücünü, resimsiz bir kitabı çocukların tercih etmeyeceklerini anlatmaya çalışıyorum.

Okuma toplantılarında çocuklarla bir araya gelmek sizde nasıl duygular uyandırıyor? Onlarla nasıl iletişim kuruyorsunuz?
Onlar genelde beni merak ediyorlar. Dokunmak, sokulmak isteyen oluyor, küçükler arasında. Okumakta olduğumuz kitaptaki kahraman ve kendileri arasında paralellik kurmak istiyorlar. Daha büyükler önüme boş kağıt uzatıp imza bekliyorlar. Birisi de kendi yazdığı öyküyü benim imzalamamı istemişti. Benim çocuksu karakterim iletişim kurmamı kolaylaştırıyor.

Kitaplarınız yabancı dillere de çevriliyor ve yurt dışında da satılıyor. Oradaki okuyucularınızla bir araya geliyor musunuz? Nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Daha çok göçmen ailelerin çocuklarıyla kütüphane programlarında buluşuyoruz. Türçeleri bozuk, genelde. Kendilerini çok iyi ifade edemiyorlar. Stockholm ve çevresindeki programımda gördüklerim örneğin, böyleydi. Ama tabii işin içine resim girince iletişim güçleniyor, o bakımdan avantajlıyım.

Edebiyat çevrelerinin genel olarak çocuk edebiyatına ilgisi nasıl? Ciddi eleştiri ve değerlendirme yazıları ile karşılaşıyor musunuz?
Çocuk edebiyatının küçümsendiği kanısındayım. İlgi çok olsa gerçek yazarlar bu işe daha çok el atar. Ben kendimi yazar saymıyorum. Ama yazmayı seviyorum ve dil konusunda çok titiz davranıyorum. Yani sorumluluk taşıdığım bilinciyle yazıyorum.

Çocuk kitapları konusunda kendinizi hangi kaynaklardan besliyorsunuz?
Yurt dışındaki fuar ve sergileri takip ediyorum. Kataloglarını ediniyorum. Çok sevdiğim kitapları satın alıyorum. Gazetelerin kitap eklerini, İyi Kitap dergisini okuyorum. İnternet kullanıcısıyım…

Bu alanda yeni olan yazar ve çizerlere ne önerirsiniz?
Ufkunuzu açık tutun, demek isterim. Çok okumak, çok görmekle oluyor, bu. Ayrıca, anne olmak çocuk kitabı yazmak için yeterli neden değil.

Sanat çalışmaları ve çocuk kitapları gibi iki farklı alanda birden faaliyet göstermek sizi ve sizin algılanışınızı nasıl etkiliyor?
Benim için ikisi birbirini besliyor. Yaratıcılıktır, önemli olan. Çeşitlilik ve özgünlük önemli. Ama güzel sanatların veya güncel sanatın kimi uzmanları çocuk için üreten sanatçıyı küçümsüyor, yanılmıyorsam.

Çocuklar dijital dünya ile erken yaşta tanışıyorlar. Çok uzak olmayan bir gelecekte tabletlerin büyük küçük herkes için asıl okuma aracına dönüşeceği öngörülüyor. Siz bir e-kitap üretmeye kendinizi hazır hissediyor musunuz? Sizce ülkemizin yayın dünyası buna hazır mı?
O gibi uygulamaların kararını Can Yayınları ve Can Çocuk’a devrediyorum. Haklarımı koruyabilirlerse yaparız. Böyle şeylerle kendim uğraşmam. Ben yazayım, çizeyim bana yetiyor.

Şu anda zihninizi meşgul eden ya da üretim aşamasında olan yeni bir çocuk kitabı var mı?
Tezgahta Ormandaki Arkadaş adlı resimli kitabım var. Can Çocuk’tan çıkacak, yaza doğru.

Hiç yetişkinler için bir resimli kitap ya da grafik roman yapmayı düşündünüz mü? Sanatçı kitabı/kitap sanatı kategorisindeki eserlerinizi bu bağlamda değerlendirebilir miyiz?
Çok sevgili eşim Recep Göknil ile birlikte sanatsal üretimimiz var. O görsellerle belki bir sanatçı kitabı veya öyküler hazırlayabilirim.

Can Hanım, vakit ayırıp sorularımı cevapladığınız için size çok teşekkür ederim.
Ben de ilginize teşekkür ederim. Çocuk kültürünü gerçekten önemsemeliyiz.

Can Göknil Hakkında

Ankara’da 1945 yılında dünyaya gelen sanatçı İstanbul, Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ni bitirdikten sonra A.B.D.’ye gitti. Knox College’dan mezun oldu. 1969’da The City College of The City University of New York’da Resim Ana Sanat Dalı’nda yüksek lisansını tamamladı ve aynı şehirde çalışma hayatına atıldı. Daha sonra İstanbul’a dönen sanatçı resim, heykel, sanatçı kitabı/kitap sanatı çalışmaları ile resimli çocuk kitabı çalışmalarını 40 yıldır birbirine paralel olarak yürütmekte. Sanatçının Londra’da Victoria Albert Müzesi’nde, San Marino’da Museo d’Arte Moderna’da, Tokyo’da Chihiro Müzesi’nde, New York’da Schenectady Müzesi’nde ve Bulgaristan’da Gabrovo Mizah Müzesi’nde, ayrıca Türkiye’de çeşitli koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır. Can Göknil’in ayrıca, yaşamına ve sanatına dair notlardan oluşan Gölgem Renkli mi? adlı bir kitabı ve öykülerinin yer aldığı Deniz Kokusu adlı bir kitabı bulunuyor. Çocuklar için yazıp resimlediği kitaplarla birçok ödül kazanan ressam ve yazar Can Göknil, Göcek ve İstanbul’da çalışmalarını sürdürüyor.

http://www.goknilcan.com
http://www.cangoknil.com

Portre fotoğrafı Tolga Soran

Bu röportaj Artful Living web sitesinde 2014 yılında yayınlanmıştır.

 cg kirpi masali 1cg kirpi masali ikili yatay 88 baskisi 2 çatlak hasan kapak.indd

Babasinin_Baska_Evi_Var_Kapak.indd gökyüzü sirki kapak.indd

cg yetiskin golge-renkli-mi cg yetiskin denizkokusu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s