Home

Agatha Christie ve Kerime Nadir’de Benlik Kurgusu: Ben Senin Klişen Değilim

Bu çalışma, cinayet romanlarıyla dünyada nam salmış olan Agatha Christie’nin Hayatım… (1977) adlı eserini ve aşk romanlarıyla ülkesi Türkiye’de ünlenen Kerime Nadir’in Romancının Dünyası (Yazarlık Anıları) (1981) adlı eserini temel alır. Yazarların kendi hayatlarını metinleştirdikleri bu yapıtlarda ürettikleri benlik kurgusunu irdeler. 20. yüzyılın çok okunan bu iki kadın yazarının, kadınlık deneyimlerine nasıl yaklaştıklarına, topluma malolmuş mevcut imgelerine yazdıkları bu kitaplarla nasıl muhalefet ettiklerine, kadın olarak modern insan mitine ne şekilde katkıda bulunduklarına odaklanır. Otobiyografiler ve hayat anlatıları, bir kişinin ardında bırakacağı kendine dair imgeyi, son bir kez şekillendirme hamlesidir. Agatha Christie ve Kerime Nadir’in bu son hamlelerine birlikte bakmak, modern kadının bir insan olarak bütünlük arayışı ya da bütünlük yoksunluğu ile ilgili farkındalık geliştirmeye zemin hazırlar. Toplumsal cinsiyet çalışmalarının en anlamlı yönlerinden biri, modernitenin dayattığı bazı yerleşik ikiliklerin ve hiyerarşinin ötesine, özdeki insana, o insanın gerçek ve bütünsel varoluşuna işaret etmesidir. Bir cinsin imge düzeyinde ve hayat pratiğinde kendi bütünlüğünü kurgulamakta ve yansıtmakta bunca zorlandığı bir dünyada diğer cinsin de bütünlük içinde yaşayabildiğinden söz edemeyiz. Özgür bireylerden, özgür toplumlardan da bahsedemeyiz. Agatha Christie ve Kerime Nadir, Avrupa’nın iki ucunda, farklı kültürlerde yaşamış, farklı türlerde yazarak ün kazanmışlar, yaşamlarını metinleştirirken okuyucularına birbirine zıt içerikler sunmuşlardır. Ancak son hamlelerindeki stratejilerinde ortak bir yan vardır. İkisi de yazdıkları metinlerle klişeleşmiş imgelerinde eksik olan parçayı tamamlamaya ya da göz ardı edilen önemli bir parçayı vurgulamaya girişmişlerdir.

Tutucu Modern Kadınlar

İngiliz yazar Agatha Christie (d.1890 – ö.1976) popüler edebiyatın dünya çapında önemli isimlerindedir. Dedektif Hercule Poirot ile Bayan Marple tiplemeleri, polisiye türüne getirdiği yenilikler ve kapalı gişe oynayan tiyatro oyunları ile ünlenen Agatha Christie’nin romanları satış rekorları kırmıştır. Pek çok dile çevrilen eserlerinin televizyon ve sinema uyarlamaları da halen yapılmaktadır. Agatha Christie annesinin kararı ile okula gönderilmemiş, 16 yaşında konservatuara başlayana dek evde eğitim almıştır. İki evlilik yapan Agatha Christie’nin ilk evliliğinden bir kız çocuğu olmuştur. Ölümüne dek süren ikinci evliliğini ise kendinden 14 yaş küçük arkeolog Max Mallowan ile yapmıştır. Dame ünvanı verilen Agatha Christie, Mary Westmacott imzasıyla polisiye türü dışında kalan romanlar da yazmıştır.

İstanbullu Türk yazar Kerime Nadir (d.1917 – ö.1984) Saint Joseph Fransız Kız Lisesi mezunudur. Yazı hayatına şiir ve öykü yazarak başlamıştır ve sonrasında Cumhuriyet döneminin en popüler roman yazarlarından biri olmuştur. Yazdığı aşk romanları, tefrika edildikleri yıllarda gazetelerin tirajını artırmış, kitapları tekrar tekrar basılmıştır. Hemen her eseri, bazen birkaç kez sinemaya daha ileriki yıllarda da bazıları televizyona uyarlanan Kerime Nadir, senaryo da yazmıştır. Piyasa romancısı olarak küçümsenen ve kazandığı teliflerle geçinen Kerime Nadir, toplumsal gerçekçilik akımına dahil olmadığı için edebiyat çevrelerinde kıyasıya yerilmiştir. Buna karşılık yönetim şeklinden alfabesine, giyiminden kadın politikalarına dek büyük değişim geçiren bir toplumda çok satan romanları ile insanlara okuma sevgisi aşıladığı da kabul edilmiştir. Eserleri son yıllarda çeşitli açılardan akademik çalışmalara konu olmuştur. Gerilim türünde yazdığı Dehşet Gecesi isimli bir romanı da vardır.

Yazdıkları çok satan romanlarda ataerkil düzenle barışık hatta onu yeniden üretir görünseler de Agatha Christie ve Kerime Nadir kendi seçtikleri belli bir alanda, kendilerini geliştirip yetkinliklerini topluma kabul ettirerek geleneksel kadınlardan örneğin kendi kazancı olmayan annelerinden farklılaşırlar. Üstelik seçtikleri alan olan yazı yaratısı, roman geleneksel olarak erkeğe ait bir alandır. Bunun da ötesinde romanın kurmaca dünyasından yine tarihsel olarak daha çok erkeğe özgü bir edebi tür sayılagelen otobiyografi ve hayat anlatısına yönelirlerdir. Nazan Aksoy, Kurgulanmış Benlikler: Otobiyografi, Kadın, Cumhuriyet isimli kitabının “Otobiyografi Tarihine Kısa Bir Bakış” bölümünde, otobiyografinin tarihsel olarak daha çok erkeklere özgü bir yazın türü olageldiğini, Batı dünyasının büyük adamlarının metinleri olduğunu vurgular.1 Mitoloji çalışmalarıyla tanınan Joseph Campbell, Goddesses: Mysteries of the Feminine Divine (2013) isimli kitabının giriş bölümünde modern kadının ve onunla yaşamı paylaşacak erkeğin önünde hazır mitolojik modeller bulunmadığını, yeni mitlere ihtiyaç duyulduğunu ifade eder.2 Agatha Christie ve Kerime Nadir de hem yaşamları ve hem de yaşamlarını metinleştirmeleriyle modern kadın mitine katkıda bulunurlar.

Agatha Christie ve Kerime Nadir, modern 20. yüzyılın onlara sunduğu fırsatları değerlendirerek onlara kazanç getiren bir meslek sahibi olmuşlardır. Ancak endüstri devrimi ve modernite, toplumsal cinsiyet rollerinde önemli değişimler yaşanmasına olanak sağlamış olsa da bazı handikapları da beraberinde getirmiştir. Modernite geçişkenliklere direnç gösterir, sınırlar çeker, hayatı ısrarla ikilikler ve birbirini dışlayan zıtlıklar üzerinden açıklar: İyi-kötü, güçlü-zayıf, akıllı-duygusal, maddi-manevi, erkek-kadın, kutsal bakire-fahişe… Modernitenin bir başka handikabı da hiyerarşiyle kurduğu sıkı ilişkidir. İyi, güçlü, akıllı ve erkek olanın yeri daha üst basamaklardır. Zayıf, duygusal, akıl dışı, spiritüel olanın yeri aşağıdadır. Hiyerarşiye uymamanın ya da ikiliklere sığmamanın bedeli vardır. Agatha Christie örneğinde bu bedel toplum gözünde bir tür kadın dışılığa hapsolmak, Kerime Nadir örneğinde ise yine toplum gözünde belli bir tür kadınlığa hapsolmaktır. Bu durum her ikisini de hem yaşam pratiğinde hem de isimleri çevresinde oluşan ve içinde yaşadıkları toplumca kabul gören imgelerinde bütünlükten yoksun kılar. Hayatım ve Romancının Dünyası kitaplarında her ikisi de yaşamlarını yazarken stratejik olarak yaptıkları seçimler ile klişeleşmiş toplumsal cinsiyet rollerinin sınırlarının dışında kalan ve modernizmin birbirini dışlayan zıtlıklarına sığmayan varoluşlarına vurgu yaparlar. Agatha Christie otobiyografisini yazarlık kariyeri üzerine inşa etmemiştir. Baştan sona, duygusal deneyimleri üzerine kurgulamıştır. Kerime Nadir ise kitabını aşkları, duygusal ya da bedensel hayat deneyimleri üzerine kurgulamamıştır. Aklını kullanarak, sebatla sürdürdüğü kariyeri üzerine kurgulamıştır. Bu iki yazar kadın, okuyucularının gözden kaçırdığı ya da mevcut imgeleriyle bağdaştıramadığı bir yönlerini ön plana çıkararak erkekle aklı ve kariyeri, kadınla ise duygusallığı özdeşleştiren evrensel klişe anlayışı kırarlar.

Hayatım ve Romacının Dünyası

Agatha Christie otobiyografisini, kitabın sunum bölümünde yayıncının belirttiği üzere, 1950-1965 yılları arasında, toplam 15 yılda, ölümünden sonra yayınlanmak üzere yazmıştır. İlk basımı 1977’de, yazarın ölümünden bir yıl sonra, bıraktığı notlar derlenerek yapılmıştır. Agatha Christie otobiyografinin “çok ama çok muazzam bir kelime” olduğunu, “insanın tüm hayatını belli bir amaç uğruna incelemesini gerektirdiğini” vurgulayarak bu işin ağırlığına dikkat çeker. Kendisinin de hayat hikayesini yazma tutkusuna kapıldığını, isteğinin elini şöyle derinlere daldırıp bir avuç sıralanmış anıyı çekip çıkarmak olduğunu belirtir.3 Metin boyunca tüm hayat evrelerinden, özel hayatına dair ayrıntılar vererek bahseder. Çocukluğu, aile büyükleri, flörtleri, eşleri, aile hayatları, aileyi etkileyen hastalıklar, ölümler, aile dostları, mali sarsıntılar, taşınmalar, oturduğu evler, evde çalışan aşçı, dadı ve hizmetçiler, ev tadilatı için ustalarla didişmesi, duvar kağıtları, anneliği, bebek bakımı, kızının genç kızlığı ve yetişkinliği, savaşların kendisini ve ailesini etkileyişi, seyahatleri otobiyografisinde genişçe yer alır. Ancak yazarın ortadan kayboluş hikayesi, yayıncının sunum bölümünde vurguladığı üzere, bu metinde yer almaz.4 Agatha Christie özel hayatına dair en merak edilen bölümü kitabın dışında bırakmıştır. Otobiyografisi uzunca olsa da okurda hoş hisler bırakan, yer yer espirili, gündelik hayat ayrıntıları ile bezeli bir metindir. Ona dünya çapında ün getiren kompakt ve rasyonel polisiyelerin havasından uzak, sürükleyiciliği dert edinmeden rahat bir dille yazılmıştır. Agatha Christie tatmin edici, güzel bir hayat yaşadığını söyler, kendisine verilen onca sevgi için Tanrı’ya teşekkür ederek metni bitirir.5 Özel hayatına ayırdığı yer ve verdiği ayrıntılarla karşılaştırıldığında yazarlık kariyerinden, kitabın ortasından sonra ancak genel hatlarıyla, çok kısaca bahseder. Herşeyi içermese de yaklaşık 600 sayfalık bu metnin bir otobiyografi olduğu kuşkusuzdur.

Romancının Dünyası (Yazarlık Anıları), Kerime Nadir’in ölümünden üç yıl önce yayınlanmıştır. Kerime Nadir daha ilk sayfada “anılarını yazmak modasına” uymadığını belirtir.6 Romancının Dünyası (Yazarlık Anıları), adı üstünde mesleki bir anı kitabıdır. Kerime Nadir, Romancının Dünyası’nın Giriş bölümünde “Sanatçı, yazar, herhangi bir meslek adamı uğraşları ile ilgili yığınlarla konudan rahatlıkla söz edebilir sanırım” diyerek özel hayatını değil ama yazarlık anılarını yazma hakkını kendine verir.6 Yine de bir kadının çocukluktan yaşlılığa dek tüm yaş evrelerini içermesi, verdiği hayat mücadelesini konu etmesi ve herşeye rağmen metne sızan bazı özel hayat parçalarının verdiği cesaretle bu metin de, bu çalışma kapsamında bir otobiyografi gibi ele alınmıştır. Ayrıca yazarın bunun dışında, hayatını anlattığı başka bir metin yoktur. Belki olması mümkün de değildir. Çünkü; “Hem neden duyguların herkesin ellerinde gezsin?… Böyle şey olmaz!” demiştir annesi, ilk romanlarını yayınlatmakta direten genç Kerime Nadir’e.7 Kariyerinde kırk yılı geride bırakmış Kerime Nadir de “Aslında aklı başında hiç kimse kişisel yaşamını başkalarının gözü önünde sergilemek yanılgısına düşmez” diyerek yaklaşık 400 sayfayı bulan eseri Romancının Dünyası’nın sınırlarını çizer ve annesinde tutucu bulduğu tutumu içselleştirerek tekrarlar.6 Bu noktada erkekler tarafından yazılmış ve otobiyografi olarak kabul gören pek çok örnekte de özel hayata, ev hayatına, duygusal ve bedensel yaşantılara pek az yer verildiğini, çoğunlukla meslek ya da ev dışı hayata odaklanıldığını anımsamak yerinde olur. Okunması kolay, akıcı, sürükleyici bir tarza sahip olan Romancının Dünyası tam bir hesaplaşma metnidir. Nadir kendisine daha doğrusu yazarlığına yöneltilen, toplum gerçeklerine yeterince eğilmediği ve yeterince sanatsal olmadığı yönündeki suçlamaların karşısına mantıklı, akılcı, tutarlı dolayısı ile ikna etkisi yüksek cevaplar koyar. Yeğeni Prof. Dr. Nejat Güney’in verdiği bilgiye göre bir ay süren kısa bir evliliği olmuştur, ama bundan hiç bahsetmez.8

Elbette otobiyografiler ve hayat anlatıları taraflı metinlerdir ve bir hayatı bütün yönleri ile eksiksiz olarak anlatmalarını beklemek gerçekçi olmaz. Bu tür metinlerde, Agatha Christie’nin kayboluşuna hiç değinmeyişi gibi ya da Kerime Nadir’in özel hayatını eserin dışında bırakmayı tercih etmesi gibi mutlaka bir parça otosansür de olur. Öyle ya da böyle bu metinlerde bir yaşam ilk ağızdan kendi iddiasını ortaya koyar.

Evli Kadın Agatha Christie ve Kariyer Kadını Kerime Nadir

Halen Polisiyenin Kraliçesi olarak anılan ve ilk kitabını 1920’de yayınlayan Agatha Christie’nin otobiyografisinden yazarlığı asla bir meslek olarak görmediğini öğreniyoruz. Önüne, ünvan ya da meslek belirtmesi gereken bir form geldiğinde oraya “Evli kadın” yazdığını açıklar, Agatha Christie. “Yazar” değil. Yazarlıktan kazandığı paraya iyiden iyiye alıştığını itiraf etse de Agatha Christie yazdıklarını “eğlencelik” olarak görmektedir.9 İleri yaşlarına dek, yaşadığı evlerde bir çalışma odası dahi olmamıştır, böyle bir talebi de yoktur.10 Tüm külliyatı içinde bir yazar olarak onu tatmin eden tek eseri takma isimle yazdığı Absent in the Spring isimli romandır.11

Döneminde, Melodramın Kraliçesi sayılan Kerime Nadir ilk kitabını 1937 yılında yayınlamıştır. Cumhuriyetin kadınlara tanıdığı haklar yüreklendirici olmakla birlikte bir kadının meslek olarak yazarlığını kabul ettirmesi Kerime Nadir örneğinde görüleceği üzere kolay olmayacaktır. Kerime Nadir önce aile çevresinde daha sonra da edebiyat çevresinde bir yazar olarak ciddiye alınmak için uğraşır. 40 yıllık meslek yaşamının ardından yazdığı ve yaşarken yayınlattığı otobiyografi bu mücadeleyi son anına kadar sürdürdüğünü gösterir. Romancının Dünyası’nda Kerime Nadir, hırslı bir kariyer kadınının mesleki alanda verdiği mücadeleleri, aldığı dersleri, kazandığı başarıları ve kimi hayalkırıklıklarını anlatır. Özeleştiriyi de ihmal etmez. Alelacele yazıp teslim ettiği romanları olduğunu kabul eder. Romanlarını büyük, küçük ya da orta çaplı nitelemeleri ile tanıtır. Külliyatındaki her esere, Romancının Dünyası’nda bir bölüm ayırmıştır. Kerime Nadir’in yazarlık deneyimine bağlanmayan hiç bir ayrıntı kitapta kendine yer bulmaz. Geçirdiği hastalıklar, buhranlar, yaşadığı evler, son anda vazgeçtiği bir evlilik, okur mektupları, anne ve babasının ölümü ancak yazarlık kariyerine etkisi bağlamında bahsetmeye değerdir. Metinde yer yer edebiyat ya da sinema çevresinden öç alma amacı güden vurgular, yer yer büyüklenmeler vardır. Yazarın yeterince ciddiye alınmama, tarihte yerini alamama, unutulma kaygıları çok açıktır.

Kalkan ve Sınır Olarak Genel Beğeni ve Popülerite

Kadınların sanatsal yaratıcılığının toplumların nezdinde daha kolay kabul görmesi ataerkil düzenle uyumlu olmalarına bağlanmıştır. Yazdıkları romanlarla ataerkil düzeni yeniden üreten, yaşam mecrasından yazın mecrasına, çok geniş anlamda bir tür çevirmenlik yapan kadın yazarlar, toplum gözünde olumlanabilir. Kitaplarının çok satması bunu teyit eder. Öte yandan, bir kadın yüksek edebiyata yönelirse/özenirse, gerçek yaratıcılar olarak sunulan erkeklerle kendini bir sayarsa bu olumlanmaz. Michelle Perrot Kadınların En Güzel Tarihi’nde bu konuya kısaca, şöyle değinir.

“Yaratı geniş anlamda Söz’dür, Tanrı’dır. (…) Eski çağlardan bu yana tüm felsefi metinlerde, kadının yaratamayacağı, böyle bir yeteneğe sahip olmadığı belirtilmektedir. Kadın yalnızca taklit edebilir, nakledebilir, yorumlayabilir… Çevirmenlik kadınlar için öteden beri iyi bir meslek olarak görülmüştür. Erkeğin düşüncelerini bir dilden diğerine çevirme işi kadına çok uygundur. Buna karşılık kendi kendilerine yazmaları çok farklı bir iştir. Resim yapmak daha da zordur. Müzik bestelemeye gelince, bu en büyük tabudur çünkü müzik tanrıların dilidir. (…) Müziğe yakın olan şiir, erkeklere özgü bir sanat olarak kabul ediliyor. Kadınlara ancak, daha hafif, ağlatan bir tür olarak görülen ağıt uygun görülüyor. (…) Ancak kadınların “kadın tarzına” hapsolmamaya hep dikkat etmeleri gerekiyor.”12

Bu şablon Kerime Nadir örneği ile neredeyse birebir örtüşür. Müzikte kadına uygun görülen ağıtı romanda ağlak, duygusal, melodramatik olarak yorumlayabiliriz. Genel beğeni, popülerite Kerime Nadir için çok önemlidir. Gençliğinde, yazdıklarını yayınlatmak istediğinde, ona yazmayı yasaklayan, sonra da “Senin gibi bir çocuğun yazılarına kim bakar? Boşuna hayale kapılma!” diyen ailesine cevabını döneminin en çok okunan yazarlarından biri olarak vermiştir.13 Ancak saygınlık kazanmak için bu yeterli değildir. Kerime Nadir, Romancının Dünyası’nda sadece kadınlar tarafından okunmadığına, değersiz, ikinci sınıf bir yazar olmadığına dair kanıtlar sıralar. İsminin ve eserlerinin duygularla, duygusallıkla fazlasıyla özdeşleşmiş olması aklının yok sayılmasına ve ikinci sınıf addedilmesine zemin oluşturmaktadır. Kerime Nadir tüm bunlara cevap olarak yazdığı Romancının Dünyası kitabı ile aklını, yeteneğini ve kariyerini odağa yerleştirir.

Perrot’nun altını çizdiği, kadının kadın tarzına hapsolma tehlikesine, Agatha Christie örneğinden yola çıkarak kadının, kadın dışı bir tarza hapsolma tehlikesini de eklemek yerinde olur. Polisiyeler aşk romanlarına göre yazımı daha fazla zeka ve soğukkanlılık gerektiren bir tür olarak kabul edilir. Tam yüksek edebiyattan sayılmasa da, özellikle Agatha Christie’nin yazdığı yıllarda, pek kadın işi olarak görülmez. Oysa Agatha Christie’nin ismi, ölüm ve cinayet ile özdeşleşmiştir. İmgesinde kadınsı değerler olarak görülen değerlerden pek iz yoktur. Buna karşılık Agatha Christie otobiyografisindeki benliğini tamamen bu dişil değerler üzerinden kurgular. Okuyucuyu, tüm iniş çıkışlara rağmen hayattan keyif alan bir “evli kadın” ile tanıştırır. Agatha Christie’nin kariyeri Kerime Nadir ile karşılaştırıldığında çok daha ışıltılıdır. Ama Christie hayatının bu yönüne fazla vurgu yapmaz. Kırdığı satış rekorlarından, yıllarca kapalı gişe oynayan oyunlarından, Dame ünvanı almasından bahsetmek, kitabın sunum bölümünde yayıncıya düşer.

Popülerite hem Christie hem de Nadir için yazarlık kariyerlerini sürdürebilmelerini, ekonomik özgürlüklerini kazanmalarını sağlayan bir kalkandır. Ancak popülerite aynı zamanda bu kadınları, yeteneklerini, potansiyellerini kısıtlar, onlara sınır çeker.

Aykırı Eserler

Yayıncıları devamlı yeni polisiyeler yazmasını bekleseler de Agatha Christie arada, bu tür dışında, kendi deyimiyle “görevi olmayan” romanlar yazmadan edemez.14 Aşk romanı kategorisine dahil edilseler de bunlar mutlu sonla biten klasik aşk hikayelerinden değildir. Yayıncılar Christie’nin Mary Westmacott ismi altında farklı romanlar yazmasından nefret ederler ama Christie bu kitaplarının da basılmasında ısrarcıdır.15 Absent in the Spring adını taşıyan, konusu da ayrıca dikkate değer olan Mary Westmacott imzalı romanı için Agatha Christie, otobiyografisinde özel bir vurgu yapar:

“(…) kısa bir süre sonra beni tamamen tatmin eden tek kitabımı yazdım. Bu yeni bir Mary Westmacott serüveniydi, aslında yazmayı hep istediğim ve konusu açık seçik kafamda olan bir romandı. Kendini çok iyi tanıdığını zanneden, ama çok da yanılmış olan bir kadının hikayesiydi. Kadının hareketleri, duyguları ve düşüncelerinin yardımıyla bu durum okurlara aktarılıyordu. Kadın sürekli olarak kendisiyle buluşuyor ama kendini tanıyamadığı için de giderek huzursuz oluyordu. (…) O kitabı tam üç günde yazdım. (…) Hiçbir zaman o kadar yorulduğumu hatırlamıyorum. (…) Budalaca kötü yazılmış hiç işe yaramaz bir kitap da olabilirdi. Ama dürüstlükle, samimiyetle, yani tam benim istediğim şekilde yazılmıştı. Bir yazara en fazla gurur ve zevk veren şey bu olmalı.”11

Kadın dışılığa hapsolduğu Agatha Christie’likten kendini sıyırıp yazdığı roman bu kadının yazar olarak en gurur duyduğu eseridir. Agatha Christie’nin “görevi olmadan” yazdığı, basılması için ısrar ettiği ve yayıncısını çok endişelendiren bir başka kitabı da Come, Tell Me How You Live isimli, ikinci kocası ile yaptığı seyahatlerin anılarını yazdığı kitaptır. Bu kitabı, polisiyeler ile karışmaması için Agatha Christie Mollowan ismi ile yayınlatır.15 Otobiyografisi de yine kendi deyişi ile Agatha Christie’nin “görevi olmadan” yazdığı kitaplarındandır16 ve yine Agatha Christie algısının dar kalıpları içinde yazılmamıştır.

Belli bir “kadın tarzına” hapsolmuş olan Kerime Nadir ise Ruh Gurbeti adlı eserini daha farklı bir edebi anlayışla yazdığını belirtir. Ciddi edebiyat çevresinden aldığı olumlu eleştiriye Romancının Dünyası’nda yer verir.17 Haydutlar Hanındaki Kadın ile Dehşet Gecesi romanları ise Nadir’in ünlü olduğu aşk romanları kategorisinin dışında verdiği eserlerdir.18 Dehşet Gecesi Türk edebiyatının gerilim türündeki ilk romanlarından sayılmaktadır. (Kaya Özkaracalar’ın Gotik isimli kitabının “Türk Edebiyatında Gotik” başlıklı bölümü ve Hürriyet Gösteri Dergisi’nde yayınlanan bir yazısı bu konuda aydınlatıcıdır.19) Kerime Nadir, bu iki roman ile ilgili “kadın gibi yazmadığı” belirtilerek kutlandığını aktarır. Bu tepkileri iltifat olarak mı yoksa eleştiri olarak mı kabul edeceğine karar veremez.18

Agatha Christie ve Kerime Nadir meslek olarak yazarlığı sürdürebilmek için belli bir popüler edebi kategoriye hapsolmuştur. Sistem bu yazarların değişik türlerde kalemini bilemesine, belki de yeni melez türlerde derinleşmesine pek izin vermez. Bu durum elbette sadece kadın yazarlar için geçerli değildir. Ama bu tutumun Agatha Christie ve Kerime Nadir örneğinde doğurduğu sonuç: geçerli toplumsal cinsiyet kalıplarının bu kadınların kendisi tarafından, toplum gözünde tekrar tekrar meşrulaştırılmasıdır. Bu dar kalıpların gerekliliğinin ve gerçekçiliğinin sorgulanmaya başlanabilmesi için önemli olabilecek olgular, örneğin Agatha Christie’nin takma isimle yayınlattığı romanlar ya da Kerime Nadir’in toplumun dayattığı annelik ve eş rollerine yüz vermeyip ciddiyetle kariyerini sürdürmesi, yüksek edebiyatı hedefleyerek yazdıkları, ünlü olduğu kategorinin dışında kalan yapıtları görünmez olur ya da saklanır. Kadınların kendileri bile kendilerinden, yapabileceklerinden bihaber kalabilirler. Başka kadınlar için basamak, model teşkil edebilecek olgular silikleşebilir.

Sonuç: Eksikten Bütüne, Yeni Mitlere

Kerime Nadir, “Aklı başında hiç kimse kişisel yaşamını başkalarının gözü önünde sergilemek yanılgısına düşmez” der.6 Ama işte Agatha Christie otobiyografisinde tam da bunu yapar. Agatha Christie’nin “aklı başında” değil midir? Dünya çapında başarılı kariyerini neden vurgulamaz? Ya da onlarca popüler aşk romanı yazmış, Yeşilçam’ın en melodramatik senaryolarına imza atmış, eserleriyle aşk filmlerine kaynaklık etmiş bir Kerime Nadir kendi duygularından neden pek bahsetmez ya da bahsedemez? Neden aklını kanıtlaması gerekir?

Joseph Campbell ile de çalışmış, Jung ekolünden gelen bir psikoterapist olan Maureen Murdock, The Heroine’s Journey – Woman’s Quest for Wholeness (1990) adlı eserinde kadının yaşam yolculuğunu, eril güçler ile dişil güçlerin dengede olduğu bir bütünlük arayışı ile açıklar. Bu bütünlük arayışının, birer kurgu ustası olan bu yazar kadınlar tarafından kağıt üzerinde denenmesi şaşırtıcı değildir. Agatha Christie ve Kerime Nadir’in yaşamlarını; mevcut, klişeleşmiş, ancak eksik imgelerini bütünlemek ve dengelemek adına kaleme aldıklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Agatha Christie ve Kerime Nadir, hayatlarını metinleştirerek imgelerini şekillendirmek üzere yaptıkları son hamlede okuyucularına adeta şöyle sesleniyorlar: “Ben senin klişen değilim!” 

Notlar

1 Nazan Aksoy, Kurgulanmış Benlikler: Otobiyografi, Kadın, Cumhuriyet 1. Baskı (İstanbul: İletişim Yayınları, 2009), 27.

2 Joseph Campbell, Goddesses:Mysteries of the Feminine Divine 1. Baskı (California: New World Library, 2013), xiii-xiv.

3 Agatha Christie, Hayatım… 1. Baskı (İstanbul: Altın Kitaplar, 2009), 10.

4 A.g.e., 8.

5 A.g.e., 608.

6 Kerime Nadir, Romancının Dünyası Yazarlık Anıları 1. Baskı (İstanbul: İnkılap ve Aka, 1981), 5.

7 A.g.e., 19.

8 Kerime Nadir’in kız kardeşinin oğlu olan Prof. Dr. Nejat Güney ile 9 Ekim 2014 günü, İstanbul’da yapılan kişisel görüşmede alınan bilgiye göre Kerime Nadir 1941 yılında,Tokatlıyan Oteli’nde yapılan bir düğünle evlenmiş ancak bir ay sonra boşanmıştır.

9 A.g.e., 516.

10 A.g.e., 517 ve 550.

11 A.g.e., 577.

12 Françoise Héritier, Michelle Perrot, Sylviane Agacinski, Nicole Bacharan. Kadınların En Güzel Tarihi. Çev. Yonca Aşçı Dalar 1. Baskı (İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, 2013), 139-140.

13 A.g.e., 19.

14 A.g.e., 553

15 A.g.e., 579 ve 580.

16 A.g.e., 10.

17 A.g.e., 158.

18 A.g.e., 132 ve 218-219.

19 Kaya Özkaracalar, Gotik 1. Baskı (İstanbul: L&M Yayınları, 2005), 68.

Kaynakça

Aksoy, Nazan. Kurgulanmış Benlikler: Otobiyografi, Kadın, Cumhuriyet. 1. Baskı, İstanbul: İletişim Yayınları, 2009.

Campbell, Joseph. Goddesses: Mysteries of the Feminine Divine. ed. Safron Rossi, 1. Baskı, California: New World Library. 2013.

Christie, Agatha. Hayatım… Otobiyografi. Çev. Azize Bergin. 1. Baskı, İstanbul: Altın Kitaplar. 2009.

Héritier, Françoise ve Michelle Perrot, Sylviane Agacinski, Nicole Bacharan. Kadınların En Güzel Tarihi. Çev. Yonca Aşçı Dalar. 1. Baskı İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları. 2013.

Murdock, Maureen. The Heroine’s Journey: Woman’s Quest for Wholeness. 1. Baskı, Boston: Shambhala Publications, Inc. 1990.

Nadir, Kerime. Romancının Dünyası (Yazarlık Anıları). 1. Baskı İstanbul: İnkılap ve Aka. 1981.

Özkaracalar, Kaya. Gotik. 1. Baskı İstanbul: L&M Yayınları. 2005.

Özkaracalar, Kaya. Kerime Nadir’in Erotik Korku Romanı: Dehşet Gecesi. Hürriyet Gösteri Sanat Edebiyat Dergisi, Sayı 292. Kış 2007-2008.

Qualls-Corbett, Nancy. Kutsal Fahişe: Dişinin Ölümsüz Yanı. Çev.Gül Çağalı Güven. 1. Baskı İstanbul: Tavanarası Yayıncılık. 2001.

2014 yılında, 19-20 Nisan tarihlerinde, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı ile Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü‘nün ortaklaşa düzenlediği “Kadın Hayatlarını Yazmak: Oto/Biyografi, Yaşam Anlatıları, Mitler ve Tarih Yazımı” başlıklı uluslararası sempozyumda bir sunum yaptım. Yaptığım sunumun sempozyum kitabı için hazırladığım metni bu metindir. Konuyla bağlantılı olarak Hillsider Magazine’de bir dergi yazısı da yazdım. Ayrıca Kerime Nadir’in yeğeni Dr. Nejat Güney ile teyzesi hakkında kapsamlı bir röportaj yaptım. Röportaj ilk olarak Artful Living’in edebiyat bölümünde okuyucu ile buluştu. Sempozyum metninin yanı sıra dergi yazısı (Ben Böyleyim) ve röportaj da (Başka Bir Kerime Nadir) bloğumda yer alıyor. 

ac otob kapak copy

romancının dünyası copy

ac kitaplar arasında copyagatha christie books copyabsent in the spring ac copy

kn roman reklam sayfası copy

samanyolu copy

hıçkırık copy

dehşet gecesi soyut kapak copy

goddesses joseph campbell copy

heroine copy

IMG_1870IMG_1869

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s