Home

Bunlar başka kitaplar. Her kitapçıda rastlanmıyor bu kitaplara. Peki nesi başka, nasıl başka?

Kitap ne, sorusuyla başlayalım. Benim kolayına kaçıp ‘başka kitaplar’ olarak nitelediğim kitapların farkıyla devam edelim. Biraz dünyaya açılalım, geçmiş yüzyıla uğrayalım. Oradan da bugüne ve buraya doğru gelelim.

Bu Genç Kızın Rüyası

Ne yalan söyleyeyim, bu genç kızın rüyası beyaz atlı prens değildi. Dört duvarı silme kitap dolu bir odaydı. Odada bir o yana bir bu yana devrilip sadece ve hep kitap okuyacaktım. Biraz yaşım ilerleyince odanın bahçeye açılan bir kapısı olmasını, biraz daha büyüyünce de arada odaya uğrayan bir sevgili unsurunu hayalime ekledim. Ama silme kitap dolu duvarlar hiç değişmedi. Şimdi kendime bakıyorum, hayallerimden çok da uzağa düşmemişim. İyi. Yalnız, okudum da büyüdüm diyemeyeceğim… Onun yerine şunu diyebilirim; büyüdüğümü hissettiğim anlardan biri kitaplarla ilgili. Dünya üzerindeki bütün kitapları okumaya insan ömrünün, dolayısı ile benim ömrümün yetmeyeceğini anladığım, daha doğrusu kabullendiğim andır, o an. Büyümek pek şenlikli gelmiyor böyle anlarda. Çok gayret edersem bütün kitapları değil de hiç olmazsa bütün iyi kitapları okuyamaz mıyım acaba, diye içimdeki hevesli kız çocuğu telaşlı bir atak yaptı, elbet. Ama cevap, acı acı karşımda duruyordu. Bozuldum tabii. Okumayayım o zaman, yaşamaya bakayım, dedim. Fakat insanın eli dursa gözü durmuyor. Bildiğimiz kitaplar yetmezmiş gibi bir de bu ‘başka kitaplar’ sevdasına tutuldum.

Kitap Ne?

Kitabın tanımı çok ama onun en geniş anlamı ile bir bilgiyi yazılı ve görsel olarak derli toplu tutmaya yarayan araç olduğunu söyleyebiliriz. Binyıllardır kitap var. Önce elde üretiliyorlardı, az ve özeldiler. Sonra matbaa çıktı, çok ve her yerde oldular. Şimdilerde ise neredeyse her semtte bir dijital baskı merkezi var. İçinde o dürtüden olan herkes bir kitap bastırabilir.

Basılı kitabın kokusunu sevenlerdenim. Kitabı elimde evirip çevirmek, ağırlığını ve kağıdın dokusunu hissetmek, sayfalarını karıştırmak bana hoş gelir. Yani içinde yazılmış olanların ötesinde tasarımıyla da, bir nesne olarak da kitaplardan haz alıyorum. Buradan benim kolayına kaçıp ‘başka kitaplar’ dediğim kitaplara uzanalım.

Hazzın Kaynağı Çeşitleniyor

Ulises Carrión dil, edebiyat ve daha sonra görsel iletişim üzerine çalışmış bir 20. yüzyıl insanı. O, “Yazar –yaygın anlayışın tersine- kitap yazmaz. Yazar, metin yazar.” diyor. Kitabın metnin taşıyıcısı olmanın ötesinde bir rolü olabileceğini düşünüyor. Klasik edebiyattan koparak metnin, kitabın öğelerinden sadece birisi olduğu yeni bir alanda çalışmalarını yoğunlaştırıyor. “Kitaplar asıl olarak düz metni içermek üzere var olmuşlardır, ancak… her türlü dili barındırabilme kapasitesine sahiptirler” diyerek fiziksel ve işlevsel açıdan mevcut kitap anlayışına eleştirel bir bakış getiren Carrión’un, öncülleri ve ardılları var.

Fransız şair Mallarme 1800’lü yılların sonunda hem şiiriyle hem de şiirleri için basılan kitabıyla geleneksel baskı-kitapta yeni bir ufuk açıyor. 1900’lü yılların ilk çeyreğinde Marinetti ve Mayakovski bu ufku genişletiyor. Fütürizm ve Kavramsal Sanat basılı materyali, yani dergi ve kitabı kendi meşrebince değerlendirebileceği bir mecra olarak görüyor. Picasso, Miro, Matisse, Chagall, Motherwell gibi sanatçılar diğer çalışmalarının yanı sıra özgün bir eser olarak kitap da üretiyorlar. Bu kitaplar elbette sanatçıların tablolarına ya da heykellerine göre ucuz ama sıradan kitaplara göre çok pahallılar. Sınırlı sayıda basılmış, numaralandırılmış ve sanatçının imzasını attığı eserler, bunlar. Ama ‘başka kitaplar’ derken kastım sadece imzalı, sınırlı üretimi olan lüks kitaplar değil. Ucuz, sınırsız basımı yapılabilen, çoğaltılabilen, kitaplar da var ‘başka kitaplar’ kategorisinde. Örneğin 1960’larda Ed Ruscha’nın sadece birkaç dolara satışa sunduğu ve seri üretim mantığı ile var ettiği bir fotoğraf kitabı var: Twentysix Gasoline Stations. L.A. ile Oklahoma arasındaki bir otobanda bulunan benzin istasyonlarının fotoğraflarından oluşan bir kitap, bu. Ruscha’nın ilham kaynakları arasında Avrupa’ya yaptığı yolculukta karşılaştığı ‘ticari olmayan kitapları’ sayması hiç şaşırtıcı değil. Ruscha, ilk baskıyı numaralandırıp bazılarını da imzalamış olmasını daha sonra bir hata olarak nitelendirmiş ve kitabın yeni baskılarında numara ve imzaya özellikle yer vermemiş. Kitabının giderek kült kabul edilmesine ve nadir kitaplar kategorisine sokularak alıcılar arasında fiyatının yükselmesine tepki olarak Ruscha’nın piyasaya ek baskılar sürdüğü ve fiyatı kırmaya çalıştığı da söyleniyor. Sanat yapıtının biricikliği, aurası, çoğaltılabilirliği ya da el işçiliği üzerine yapılan tartışmalar, sanat yapıtı olan kitapların üzerinden de süredursun Ruscha’nın kitabı Tate, MOMA, V&A gibi önemli müzelerin koleksiyonlarında kendine yer bulmuş durumda. Elbette, 1960’lardan bu yana bu alanda örnekler çeşitlenmiş, çoğalmış.

Sanat Yapıtı Olarak Kitap

Bu konuda birikimini paylaşmakta en bonkör isimlerden biri olan sanatçı Banu Cennetoğlu sanat yapıtı olan kitabı anlatırken sanatçının kitaba mekan muamelesi yapmasından, kitabı başlı başına bir iş olarak görmesinden, sanatçının kendini kitapla ifade etmesinden bahsediyor. Tam da denilenlere uygun bir sanatçı kitabının lansmanını izledim, Banu Cennetoğlu’nun Karaköy’deki atölye ve sergi mekanı olan BAS’ta. Daniel Knorr tarafından İstanbul’da BAS iş birliği ile gerçekleştirilen bu kitap, 2007’de Romanya’da başlayan Carte de Artiste adlı serinin sekizinci edisyonu. Sanatçı sokaktan ve kamuya açık alanlardan topladığı atıkları, boş olarak ciltlenmiş kitabın sayfaları arasına yerleştirerek 30 tonluk bir presle eziyor. Aynı ölçüye ve isme sahip tüm edisyonlar birbirinden farklı 200 kitaptan oluşuyor. Her kitabın içinde çöp toplama sürecini belgeleyen bir DVD var. Evrensel bir ansiklopedi olmayı amaçlayan serinin Romanya, Çin, İrlanda, İsviçre, Yeni Zelanda, İsveç ve Ermenistan’da gerçekleştirilen edisyonlarını da BAS’ta görme şansım oldu.

BAS’ı ayrıca anlatmalıyım… Cennetoğlu, “BAS olarak 2006 – 2009 tarihleri arasında Philippine Hoegen ve Banu Cennetoğlu editörlüğünde Bent sanatçı kitapları serisini gerçekleştirdik. Bent projesi ile özellikle Türkiyeli sanatçılarla iş birliği yaparak bu alanda düşünmeye ve üretime destek olmayı seçtik. Bu süreçte 5 sanatçı ile birlikte 10 yapıt ürettik. Philippine’in Brüksel’e taşınmasının ardından Bent’in yayın kısmına devam etmemeye karar verdik. Daniel Knorr Sanatçı Kitabı, Bent serisi sonrası dönemin ilk üretimi. Sanat yapıtı olan kitap, sanatçı kitabı, sanatçının kitabı, sanat kitabı, betik, iş(-)kitap, yapıt(-)kitap ve muhtemelen adını bilemediğimiz benzeri pratiklerin, tanımlamaların ve tanımsızlıkların üzerine düşünmeye devam ediyoruz” diyor.

BAS’da sergilelen ve haftanın belli günleri ziyarete açık olan koleksiyon 2006’da Banu Cennetoğlu’nun topladığı kitaplarla başlamış. Daha sonra BAS koleksiyonunda yer alması için insanların yolladıkları kitaplarla beraber daha zengin bir toplamaya dönüşmüş… Orada meraklı gözler için bir ziyafet var. İstanbul’da bu konuya odaklanmış bir mekan olması benim için büyük mutluluk. Orada, çocukken hayalini kurduğum odanın bir başka versiyonunun içinde hissediyorum kendimi.

Bandrolsüz

Bu konuda çalışan yerel bir kollektif ile de Esen Karol’un düzenlediği Jeff Talks’ta tanıştım. Kendilerine Bandrolsüz adını vermişler. Harika bir isim çünkü bürokrasi ve onun çağrıştırdığı her türlü alışılageldik kısıtlamadan, hantallıktan, hiyerarşiden uzak kafalarına ve gönüllerine göre yayınlar çıkartıyorlar. Bandrolsüz aslında beş bağımsız yayıncıdan oluşuyor. Yayıncıdan kasıt kitabın varolmasını sağlamaları. Jeff Talks’ta; nasıl başladıkları, neler ürettikleri, bunları insanlara nasıl ulaştırdıkları ile ilgili bir sunum yaptılar. Yaptıkları işi ‘gönül işi’ olarak tanımlıyorlar. Kar beklentileri yok. Sadece, mümkünse bir sonraki üretimin kaynağını yaratmaya çalışıyorlar. Yayınladıkları kitapları insanlarla buluşturmak, tepkilerini görmek hoşlarına gidiyor. Yurt dışına çıkarken bavullarına mutlaka kitaplarını da koyuyorlar ve gittikleri şehrin bağımsız kitapçılarına uğrayıp örnek bırakıyorlar. Ve merak edenler olabilir, evet, işleri meraklısını bu yolla da buluyor. Paris’te, Londra’da, Rotterdam’da, Berlin’de, Washington’da bir Bandrolsüz yayını ile göz göze gelebilirsiniz. Şaşırmayın.

Bandrolsüz ekibinin seyyar tezgahla kitaplarını Kadıköy sokaklarında dolaşarak satma girişimi de olmuş. Fotoğraflarla belgelenmiş bu etkinliği neşeyle anlatıyorlar. Yurt dışında katıldıkları sanat kitabı fuarları ile ilgili de matrak hikayeleri var. Kısacası aslında bu ‘başka’ kitapları üretmekle kalmayıp onlarla İstanbul ve ötesinde renkli maceralara atılmışlar.

Selim Süme’nin 289 KD isimli askerlik üzerine kitabı, Okay Karadayılar’ın minik yayını Örtbas’ı, Sevim Sancaktar’ın şehir trafolarını konu ettiği Transformer adlı kitabı, üç boyutlu eserlerin nasıl iki boyutlu aktarılabileceğini dert edinen ve her sayıda kendini birkaç sanatçıya bir sergi mekanı olarak sunan Folio dergisi, Gözde Türkkan’ın Pay Here isimli flipbook serisi Bandrolsüz kollektifinin ilgimi çeken işlerinden bazıları. Ama Bandrolsüz’de dahası da var… Bandrolsüz’ün dışında bu alanda üretim yapan buralı başkaları da var. Merak eden bulsun.

E-kitap Çıktı Mertlik Bozuldu mu?

Hayır. İyi oldu. Kitap ağır bir yükü, bilgi taşıma ve ulaştırma yükünü sırtından attı. Okuyucuların da artık bir kitaptan, iyi bir metnin ötesini bekleme hakkı, iyice açığa çıktı. Beni heyecanlandıran bir noktadayız. Kitaplar yeniden şekillenecek. ‘Başka’ olan kitaplar çoğalacak. Neler göreceğimizi merakla bekliyorum.

Ve Bir Yaşıma Daha Giriyorum

Biliyorum, biliyorum… bu kitapların hepsinin zevkine varamayacağım. Kabul. Ama bazısı da radarıma takılacak, işte. Ya da şöyle söyleyeyim. Büyüdüğümü hissettiğim anlardan biri daha kitaplarla ilgili oldu, bu yazıyı yazarken. Dünya üzerindeki bütün kitaplara ve o yeni ‘başka’ kitaplara insan ömrünün, dolayısı ile benim ömrümün yetmeyeceğini kabul ediyorum. Ama kitaplar da şunu kabul etmeli; topyekün benden kaçamayacaklar… Hah, bu sefer büyümek bir şenlik hissi verdi.

 

Başka Kitaplar Aleminde Ne Nedir?

Livre d’artiste (künstlerbücher): Yüksek kaliteli malzeme ve işçilikle, genellikle az sayıda baskısı yapılan sanatçı kitaplarına bu isim veriliyor.

Sanatçı kitapları (artist’s books): Kitap formunda ortaya konan sanat eseri; sanatçının kitabı başlı başına bir iş olarak ortaya koyduğu üretim biçimi.

Kitap sanatı (book arts): Kitabın sanat eseri üretimi adına bir form olarak kullanıldığı alan.

Sanat kitabı (art book): Kitap sanatı alanında üretilen işlere verilen ad; aynı zamanda genellikle fotoğraf ağırlıklı, sanatsal içeriğe sahip kitaplar da bu şekilde adlandırılabilmekte.

Nesne kitap (book object): Kitap tasarımının, kitabın içeriğinin iletişiminde rol oynadığı kitaplar.Aynı zamanda kitap formunu kullanan heykelimsi nesnelere bu ad veriliyor.

(Bu bölümdeki tanımlar Melike Taşçıoğlu’nun YEM Yayın’dan çıkan Bir Görsel İletişim Platformu Olarak Kitap’tan derlendi.)

 

Meraklısına Notlar

-Tüm yazıda en çok yararlandığım kaynak Melike Taşçıoğlu’nun YEM Yayın’dan çıkan Bir Görsel İletişim Platformu Olarak Kitap isimli kitabı oldu. Konuyla ilgilenenlere öneririm.

-Tasarımcı Esen Karol bir süredir küçük mekanlarda, kahve ve kek eşliğinde, ilgi çekici konularda konuşmalar düzenliyor ve ne iyi ki bunları jeff-talks.com adresinde hepimiz için ulaşılabilir kılıyor. Kitaplar hakkında Türkçe’deki en önemli güncel kaynaklardan birini yazmış olan Burcu Dündar’ın konuşmasını burada izleyebilirsiniz. Burcu Dündar’ın bu konuda yazdığı kitap; Kitap Nesnesi Nesne Olarak Kitap.

-Bayıldığım ancak pek bulunmayan kitaplardan biri BAS’tan çıkan Türkiye’de Punk ve Yeraltı Kaynaklarının Kesintili Tarihi isimli kitap. Hava atmak istiyorum; bende var…

-BAS burada; www.b-a-s.info

-Bandrolsüz burada; www.bandrolsuz.org/yayinlar.html

– Bandrolsüz kollektifinin kitapları internet sitelerinde, Robinson gibi bağımsız kitapçılarda ve Merve Kaptan’ın atölye ve sergi mekanı olarak kullandığı Kadıköy’deki Torna’da bulunuyor.

-Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Başlığımı bulmadan ve ilk cümlemi zihnimde kurmadan oturup yazamıyorum. Bu sefer de öyle oldu. Bu kitaplara ‘başka kitaplar’ demeyi çok sevdim. Sonra ne göreyim, bolca alıntı yaptığım Ulises Carrión da 1975-1978 yılları arasında Other Books and So diye bir sergi, sanatçı kitabı ve performans mekanı açmamış mı?

2014  Hillsider Magazine Sayı: 75 

BAS1bandrolsuz ilave 4nv photo 1bandrolsuz ilave 2turkzinpart2_108turkzinpart2_202DSC07865--wardheirwegh_folio-24GT_RGXR_20121117_0127_1wh_fai_02IMG_1262-

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s