Home

2015 baharının son günlerinde Seul’deydim. Orada bulunma sebebim Seul International Cartoon and Animation Festival (SICAF) idi. Seul ve festival bende tatlı bir his bıraktı. Sanki uzak olmayan bir doğudaydım! Birkaç nedenle… Anlatacağım.

Şu hayatta yolum ikinci defa bu taraflara düştü. İlk göz ağrım Japonya’nın çok benzeri bir yerle ve Japon insanları gibi insanlarla karşılaşacağımı öngörüyordum ama doğrusu Kore beni şaşırttı. Korelileri, Japonlara göre daha rahat ve daha sıcak buldum. Öte yandan Seul bütün diğer devasa şehirler gibiydi… Şehrin en yüksek tepesine dikilmiş turistik Seul Kulesi’nden baktığımda yerin yüzü, göz alabildiğine betondan bir kabuk bağlamış gibi görünüyordu… Canlılık açısından bizim İstiklal Caddesi’ni andıran ve 24 saat yaşayan Myeong-dong’da ise aklınıza gelebilecek bütün ünlü Batılı markaların mağazaları sıralanıyordu. Kore’de Zara gezmenin alemi var mı? Yok. Dolayısı ile sizi de öyle şeylerle meşgul etmeyeceğim… Beton düşkünlüğü, gelişkin alışveriş kültürü ve ataerkilliğin bir zirvesi olması açısından Seul bana çok tanıdık geldi. Ataerkilliğin nasıl bir zirvede olduğunu tek bir örnekle ortaya koymam mümkün… Misafir edildiğimiz çok yıldızlı otelin havuz ve saunası sadece işadamlarının, evet yanlış okumadınız sadece işadamlarının hizmetindeydi! Sanki şu dünya üzerinde bütün işleri sadece erkekler yapıyormuş, havuz ve sauna keyfini sadece bu cins hakediyormuş, iş yapan ve seyahat eden kadın yokmuş gibi… Şehrin, metronun hatta metro tuvaletlerinin temizliği ise beni mahçup etti. Aynı mahçubiyeti Japonya’da da yaşamıştım. Hele metrodaki bir tuvalet kabininin anne-çocuk-bebek üçlüsü için özel olarak düzenlenmiş olduğunu görünce, çocuklu seyahat eden biri olarak, duygularım şaha kalktı. Kabinin düzeneği şuydu; biri yetişkin ve biri çocuk için olmak üzere iki klozet ile varsa bir de bebeği yerleştirmek için duvar askısı. Metropol taklidi yapan İstanbul’da, şanlı alışveriş merkezlerinde bile karşılaşmadığım bir uygulama! Bir de, demiştim biliyorum ama tekrar etmek istiyorum. Temizdi.

Seul sokakları ise çizim kaynıyordu… Özellikle şehrin festivale evsahipliği yapan bölümünde duvarlarda, kaldırımlarda ve merdivenlerde çeşit çeşit çizim vardı. Ayrıca Japonya’da olduğu gibi burada da pek çok marka ve kurum, hem logosunda hem de halk ile iletişiminde animasyon karakterlerden bolca faydalanıyordu. Bir kere daha emin oldum ki, Uzakdoğu’nun çizimle ilişkisi bizden daha farklı, yoğun ve hayat boyu sürüyor. Çocukluk çağıyla sınırlı kalmıyor.

Kore’nin yemek kültürüne gelince… Onlarda ekmeğin, peynirin, zeytinyağının pek bir yeri olmadığı, malum. Pirinç, Kore mutfağının ana malzemesi. Biradan pilava kadar pirinci çeşitli şekillerde değerlendirmişler. Ancak Egeli bir bünye alıştığı şeyleri de arıyor. Seul sokaklarında gezerken hamurişi özlemimi giderebileceğim Hint ve İtalyan lokantaları ile karşılaşmak beni pek memnun etti. Eh, kimine zincir markalar kimine etnik restoranlar hitap eder, ben demek ki ikinci gruba giriyorum. Seul’ün tarihi bir semtinde karşımıza çıkıveren Maraş dondurmacısı ise bende büyük şaşkınlık yarattı. Körün istediği bir göz…

Aç Parantez

Avrupa ve Asya diye ayrı ayrı adlandırılan blok şeklindeki kara parçasının iki ucunda, İngiltere ve Japonya’nın birer parantez gibi durduğunu düşünürüm. Kore, o parantez içinin doğu ucunda. Binyıllara yayılan bir tarihi süreçte Çin’in ve Japonya’nın etkisi altında olsa da kendi gibi durmaya çalışmış bir ülke. Dili de, alfabesi de bu iki ülkeden farklı. Bu Çin ve Japon etkisi, 20. yüzyılda komünizm ve kapitalizm etkisine evrilmiş. Seul bu ülkenin en büyük ve Batılı şehri.

Animasyon festivali nedeniyle orada olduğum için ülke insanının çizgi karakterler ve canlandırma ile ilişkisini daha yakından gözlemleme fırsatı buldum. Ama o aralıktan bakılsa bile, dünyamızda ve o topraklarda yaşananların etkileri, ortaya çıkan eserlerde kendini belli ediyor. Oralara gitmeden önce canlandırma sineması üzerinden Kore ile, kısa olsa da bende iz bırakan karşılaşmalarım olmuştu…

Filmciden Al Haberi: Nelson Shin

1939 yılında Kuzey Kore’de doğan ve sonradan ABD’ye yerleşen Nelson Shin canlandırmanın her alanında emek vermiş bir profesyonel. 1970’li yıllarda, kariyerinin başında animatör olarak Pembe Panter filmlerinde çalışmış ve bu çizgi karaktere halen gönül bağı duyuyor. Canlandırma dünyasında ilk önemli çıkışını Yıldız Savaşları serisinde anolog olarak yarattığı ışın kılıcı ile yapan Shin bu başarısının ardından Lucas Film’den iş teklifi almış ama canlandırmayı bırakmak istememiş. 1985’te kendi stüdyosu AKOM’u kurmuş ve önemli Hollywood yapımlarına imza atmaya başlamış. 1986’da Transformers’ı sıfırdan tasarlamış, yaratmış, üretmiş. Halen Seul ve Los Angeles’ta faaliyette olan AKOM’da orijinal Transformers, X-Men, Batman: Animated Series, Simpsons gibi çok bilinen Amerikan televizyon dizileri üretiliyor. Shin televizyon dizilerinin yanı sıra Transformers: The Movie’nin yönetmenliğini ve The Simpsons Movie’nin yönetmenliğini ve yapımcılığını yapmış. Nelson Shin, 1999’dan itibaren kendi uzun metrajlı film projesi İmparatoriçe Chung için çalışmaya başlamış. Senaristi, yönetmeni, yapımcısı, finansörü Nelson Shin olan film, 2005 yılında tamamlanmış. Konusu bir Kore halk masalına dayanan filmin en önemli özelliği, hem Güney hem de Kuzey Kore’de üretilmiş olması, yani bölünmüş bir ülkeyi ortak çalıştırması. İmparatoriçe Chung, Annecy Film Festivali’nde gösterilmiş, Kore’de çeşitli ödüller almış. Nelson Shin, halen AKOM stüdyolarının başında, ancak kendisini stüdyosunda ziyaret ettiğimizde, artık işleri ikisi de kadın olan çalışanlarının yürüttüğünü, kendisinin ise anılarını yazmayı yeni bitirdiğini söyledi. Titizlikle hazırladığı kitabı umarım İngilizce olarak da yayınlanır ve okuruz. Nelson Shin ile 2013 yılında, ilk Canlandıranlar Festivali için konuğumuz olduğunda tanışmıştım. Ülkesinin yaşadığı savaşları, politik karikatür çizdiği yılları, Amerika’ya yerleşme kararı almasını, Hollywood’da işlerini yoluna koyduktan sonra da dönüp Seul’de stüdyo açışını ve Hollywood’dan aldığı işleri buraya yönlendirişini bana anlatmıştı. Kore’de animasyonun vaftiz babası olarak anılması boşuna değil. Bugün Kore, animasyon üretiminde dünyada üçüncü sırada. İlk sırada ABD ve Japonya var. Animasyon üretimini büyük oranda sipariş üzerine ve başkalarının projeleri için yapıyorlar ancak potansiyelleri ve üretim süreçlerine hakimiyetleri yüksek… Uluslararası ölçekte Kore sinemasının uyandırdığı ilgiyi kendi yarattıkları animasyon filmler ile de yakalayabilecekler mi, göreceğiz.

Filmden Al Haberi: Ten Rengi: Bal
Nelson Shin’den sonra, Kore ile Kore’ye gitmeden bir kez daha karşılaştım. Canlandıranlar Festivali’nin üçüncüsünün açılış filmi, izleyene usulca dokunan bir filmdi; Ten Rengi: Bal (Couleur de peau: miel). Fransız-Belçika ortak yapımı bu filmin yaratıcısı bir Koreli olan Jung’du. Meğer, Kore Savaşı’nın ardından 200 bin kadar çocuk dünyanın değişik ülkelerinde evlat edinilmiş. Benim ayıbım, bilmiyordum. O çocuklardan biri olan çizer Jung, özyaşam hikayesini önce bir grafik romana dönüştürmüş. Daha sonra, 2012 yılında bu eser, Ten Rengi: Bal adıyla sinemaya uyarlanmış. Filmde tarihi görüntülere, Belçika’da evlat edinildiği ailenin arşivinden filmlere ve günümüzün Kore’sinde kendi geçmişinin izini süren kahramanımız ile yapılmış çekimlere, çizerin çocukluğunu anlatan animasyon bölümler eşlik ediyordu. Canlandırma ve gerçek çekim görüntüler arasındaki geçişler son derece akıcıydı. Film kurmacadan çok belgesele yakındı. Ama kuru bir belge de değildi. Jung’un bir çocuk, bir ergen ve bir yetişkin olarak kendini arayışını, kendini kurmaya ve tamir etmeye çalışmasını kendimizin bir hikayesi gibi izleyebiliyorduk. Ten Rengi Bal’ın kurgusunu, zaman içinde ileri geri gidişini, sakin ama etkili hikaye anlatımını çok beğendim. Annecy’de de gösterilmiş ve ödüller kazanmış bu filme bir yerlerde denk düşerseniz mutlaka izleyin…

Nelson Shin’in ve Ten Rengi: Bal filminin bende bıraktığı izlenimlerle yüklenmiş olarak Seul’a ayak bastım. Ve capcanlı bir festival ortamı ile karşılaştım.

SICAF

Dünyanın en önemli ilk beş animasyon festivali arasında gösterilen SICAF

Dinamik bir açılış ile başladı. Tören, şehrin ortasında, binaların arasındaki düz bir yeşil alanda yapıldı. Çocuklar için oyun çadırları, yetişkinler için festivalle ve animasyonla ilgili standlar kurulmuştu. Büyük bir sahne vardı. Sahnenin önünde portatif sandalyeler dizilmişti. Her sandalyede şık bir kutu içinde Kore tarzı atıştırmalıklar ve bir Kore içeceği vardı. Festival konuğu olmayanlar da yeşil çimlere serilip töreni izledi. Törenin bir ilginç yanı konuşmalar ve bölüm tanıtım videolarının arasında 30-40 çocuktan oluşan bir ekibin sahneye çıkıp çıkıp dans etmesiydi. Pek tatlıydılar. Finalde ise festivalin maskotu olan tiplerin yanı sıra Kore’nin en sevilen animasyon karakterleri de sahneye çıktı. Gösterinin sonunda mavili olan kafasındaki başlığı çıkardı veee… Meğer o, Seul’un Belediye başkanıymış. O karakter de herhangi bir popüler tip değilmiş en popüler karaktermiş. Belediye başkanı konuşmasını onun kılığında iken yaptı. Biz de dinledik. Sonuç olarak, hiç sıkmayan, gereksiz uzamayan, danslı müzikli, abartısız, insanların hem rahat hem de şık giyinmiş olduğu püfür püfür bir açılıştı. Hava kararırken tören dağıldı.

İlerleyen günlerde bir yandan festivalin etkinliklerini takip etmeye çalıştım bir yandan da Seul’ün sokaklarını gezdim. “Bahar Yeniden” temasını taşıyan ve bu sene ondokuzuncusu yapılan festivalde, resmi seçkilerin gösterimleri, yarışmalar, sergiler, market, konuşma ve workshoplar, gibi çeşitli etkinlikler vardı. 31 ülkeden, kısasıyla uzunuyla toplam 133 filmin gösterildiği festivaldeki en renkli etkinlikler Seul Animasyon Merkezi’ndekilerdi. 1999’da açılan mekan tamamen animasyona adanmış bir yer. Yaklaşık 200 kişilik son teknoloji ile donatılmış sineması, etkinlik odaları, sergi salonu gibi bölümleri var. Bahçesi ve binanın içi animasyon film kahramanlarının üç boyutlu heykelleri ile doluydu. Yıl boyunca sinemasında hep animasyon film gösterilen merkezin etkinlik odaları da çocuklar için düzenlenmiş. Seul Animasyon Merkezi, festival boyunca çocuğunu, hatta bebeğini kapıp gelmiş genç anne-babalarla dolup taştı. Büyük olasılıkla bu ebeveynleri de onların anne-babaları küçükken buraya taşımıştı…

Festivalin kapanışı da Seul Animasyon Merkezi’nin sinemasında gerçekleşti. Törenin ardından merkezin bahçesinde Kore, Kanada, Fransa, Danimarka, Çin ve daha pek çok ülkeden gelen konuklar arasında son kart değiş tokuşları yapıldı. Veda yemeği sırasında festival ekibi herkesle tek tek ilgilendi. Yorgun ama rahatlamış görünüyorlardı.

Seul’den ayrılırken oralara bir kere daha gitmeyi diledim…

Meraklısına Notlar

-Oralardan da İstanbul’a gelmek isteyen, çok. Türkiye’de animasyon konusunda ne üretim yapıldığını da merak ediyorlar. Türkiye’de bağımsız canlandırma film yapanların dünyanın değişik köşelerindeki festivallere filmleriyle daha çok başvurmaları gerekiyor.

-Güney Kore’deki animasyon üretimi üzerine burada bir gazete yazısı linki var…

http://www.theguardian.com/film/filmblog/2013/jan/22/south-korean-animation-king-pigs

-Seul Kulesi’ndeki banklara bayıldım. Birbirine yaklaşmakta zorlanan çiftler için birebir…

-Ve evet, Gangnam Style konusunu Koreliler’e açtım. Bana o klibi yaşlı kuşağın hiç tasvip etmediği söylendi. Gangnam semtine ise gitme fırsatım olmadı. Eh, bir başka sefere artık…

-“Anyonghaseyo”, Kore dilinde “Merhaba” demek.

Hillsider 80 Sonbahar 2015 sayısı

12227699_890865677671654_7700628741711512136_n11201832_890865681004987_5170077848226877278_n12235037_890865641004991_8952546030683216625_n12190071_890866101004945_8537516695213520505_n12227150_890866494338239_7121705985853518408_n12191955_890866001004955_5425710598858373429_n12196294_890866097671612_7644697698009303094_n12196291_890866527671569_8558530924948665123_n

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s